İşte bütün değerli tasavvuf ehli “Allah” adıyla işaret edilene
bu yoldan yani kendi derûnlarından, nefsine ârif olarak yakîn
elde etmişlerdir.
Şimdi “Allah” adıyla işaret edilenin evreni ve dünyayı yaratışı
hakkındaki bilgilerimizi hatırlayalım.. Evren aslı itibariyle
tekil bir enerji yumağıdır!.
Algılayabildiğimiz sebep-sonuç ilişkisi kadarı ile de bu
enerji yumağının özünde bilinç diye isimlendirdiğimiz sistematik
bir oluşturma(var etme) mekanizmasının var olduğu mutlak
gerçektir.
Buna kimi doğa kanunu adını takar kimi de yaratılış yasaları
veya “Sünnetullah” der... Sonuçta hepimiz bu yasalara tâbi ve bu
yasaların sonucu olarak varolmuş varlıklarız!
Bedenimiz ve beynimiz her an bu yasalara göre faaliyet gösterip
kendindekileri açığa çıkartır.
Yıllar önce bedende organlara hayat ulaştıran kandan söz
ediliyordu. Sonra hücreler keşfedildi. Sonra hücre kimyası fark
edildi. Şimdi ise insandaki özellikleri meydana getiren genler.
Bugün bilinen gerçek şudur ki, beyin, genlerin ve
biokimyasının sonucu olarak faaliyetini sürdürmektedir.
Bizde açığa çıkan her şey “Allah” sistemine tabi bu yaratılış
yasaları istikametinde oluşmaktadır. Aşk veya diğer duygular
esas olarak nasıl biokimyasal reaksiyonlar sonucu meydana
geliyorsa, aynı şekilde inanç ve düşüncelerimizin de gene bu
genetik özelliklere göre şekillenmesinden daha tabii bir şey
olamaz!. İşte bu sebepledir ki biz 1998 yılında yazdığımız
yazıda “iman geni” olması gerekliliğini vurguladık. Ne var ki
henüz bunun tespiti mümkün olmamıştır.
Bu bizim bir düşüncemizdir.
Bu düşüncenin kaynağı ise Rasulullah a.s.ın, kişinin cennetlik
veya cehennemlik olduğu ana rahminde 120. günde sabitlenir,
anlamındaki açıklamasıdır. Bu durum daha sonra da değişmez!.
İşte bu oluşum, kanaâtime göre konuyla ilgili bir veya birkaç
genin devreye girip girmemesiyle ilgilidir.
Allah sisteminde dünyada oluşan her olay bir mucizedir görene!.
Bir diğer bakış açısı ile ise...
Dini anlatımla, “Allah” isimlerinin işaret ettiği
özelliklerle âlemler ve içindekiler meydana gelmiştir.
Her birim “Allah” isimlerinin işaret ettiği özelliklerle meydana
gelmiştir.
Yani karaciğer nasıl bir yaratılış gereği bu isimlerin bir
anlamının açığa çıkması ise, genler de aynı şekilde
yaratış amacına uygun olarak işlev görmektedir “Allah”
isimlerinin işaret ettiği özelliklerle!.
Esasen kitap konusu olan hayli geniş bir konunun burada daha
fazla açılması hayli zordur. Bu konuda geniş bilgi “Dinin temel
gerçekleri” ve “Dua ve Zikir” kitaplarımızda mevcuttur. Arzu
edenler bu kitapları internette online olarak tamamını ücretsiz
olarak www.ahmedbaki.com adresinden okuyabilirler. “Allah”
adıyla işaret edilen hakkındaki düşüncelerimiz de “Hz.
Muhammed’in açıkladığı ALLAH” adlı kitaptan okunabilir.
Sonuç olarak şunu vurgulayalım ki...
“Allah” adıyla işaret edilen indinde tek bir Din-Sistem
mevcuttur. Bu sistem yaratış yasalarına uygun olarak kendi
bünyesinde gerekenleri, Allah isimlerinin işaret ettiği
manalarla oluşturmakta ve böylece madde dünyası olarak
algıladığımız her şey meydana gelmektedir. İsimler perdesinden
kurtulup objeleri değerlendirmek ve sistemin işleyiş
mekanizmasını kavramak hepimize kolaylaşmış ola.