Ahmed Hulûsi    

 

Yazıcıya

~VMAT2 herkeste var ~

 
Arkadaşına

             

Araştırmacı yazar Ahmed Hulusi, Amerikalı genetikçi Dean Hammer’ın ‘Buluşum’ dediği VMAT2 adlı inanç geninin varlığını 6 yıl önce açıklamıştı. Hulusi, dünyanın tartıştığı bu geni tüm detaylarıyla anlattı


SERDA KIVILCIM, AHMED HULUSİ İLE İNANÇ GENİNİ KONUŞTU

AMERİKALI genetikçi Dean Hammer ‘Tanrıya inanç geni’ni (VMAT2) bulduğunu iddia etti. İddiası Amerikalı bilimadamlarından çok Türkler’in kafasını karıştırdı. Önce kitap olarak yayınlanan ardından da Time Dergisi’ne kapak olan Dean Hammer’ın ‘The God Gene’ iddiası Türk medyasında yankı uyandırdı. Oysa inanç genini 6 yıl önce Yazar Ahmed Hulusi, ‘Sistemin Seslenişi ve ‘Dinin Temel Gerçekleriadlı kitaplarında açıklamıştı.

İşte Ahmet Hulusi’nin inanç geni ile ilgili son açıklamaları...

  • GEN VE DİN KONUSU...

    ‘GENLER
    din adamlarına soruluyor, moleküler biyolog profesörler Hadisler hakkında değerlendirme yapıyor! Bilgi ezberleyip bunu tekrar edenler álim oluyor!!!’ İşte böyle bir karmaşa içinde Amerika’da Time Mecmuası, Dean Hammer’i kapak yaparak ‘God Gene’ adlı kitabından alıntılar yaptı ve bu alıntılar Türkiye’ye ‘İnanç geni’ olarak nakledildi. İnanç geni var mı, yok mu konusu mahalle kahvehanelerinde tartışılmaya, buralarda Dean’a eleştiriler yapılmaya başlandı. Din adamları ikiye ayrıldı. ‘Böyle bir gen olabilir’ diyenler ve ‘Böyle bir şey olamaz’ diyenler.’

  • TASAVVUFİ HİSLER...

    ‘ÖNCE
    Dr. Hammer ne diyor anladığımız kadarıyla ona bakalım:

    ‘İnsanda VMAT2 adıyla bilinen bir genin belli bir noktasındaki nükleik asit dizilimi cytosine veya adenin yönünden zenginlik göstermekte ve buna bağlı olarak da beyin kimyasallarından monoaminin sentezi az veya çok olmaktadır. Sözkonusu maddenin üretimi sonucunda kişide spritüel düşünceler artar. Bu üretimin fazlalığı kişide mistik görüşlerin artmasına, kişinin evrenle bütünleştirmesine tasavvufi duygulara yönelmesine vesile olur’

    Dr. Hammer ‘Bu gen insanı inançlı veya inançsız yapar’ demiyor. Dr. Hammer, özellikle ikiz çiftler üzerinde araştırma yapıyor ve bu genin aktif olduğu ikizlerin teklerinde spritüel yaklaşımların çok yüksek olduğunu söylüyor.’

  • BİYOKİMYAYI ETKİLER

    ‘SAYISI
    20-30 bin civarında olduğu kabul edilen genler, beynin biyokimyasını etkilemekte, bizim duygu ve düşüncelerimiz yönlenmektedir. Dr. Hammer şunu demektedir:

    Her düşünce ve duygumuz beyindeki bir aktivite sonucudur.’

    Olayın önemli yanına gelelim.

    Biz ya gökte bir gezegende oturup oradan sihirli değnekle dünyayı ve insanları yaratıp onların içine bir şeyler yollayan sonra da kendi hallerine bırakan ve onları sınayan bir tanrıya inanacağız... Ya da Hz. Muhammed A.S’ın ‘Allah’ ismiyle bize bildirdiğinin ne olduğunu anlamaya çalışacağız...’

  • TANRI-ALLAH FARKI

    ‘BURADA ana sorun, Tanrı kavramı ile Kurán’ın vurguladığı ‘Allah’ adıyla işaret edilen arasındaki farkın anlaşılamamasıdır.

    Tanrı hemen hemen çoğunluğun kafasında tahayyül edilen bir hayaldir... Allah ise zatı itibariyle tefekkür edilmesi mümkün olmayan; Hz. Ebubekir’e göre, idrak edilemeyeceğinin idrak edilebileceği bir Zat’tır! Mekán kavramından münezzeh olan varlığa, insanın dışına yönelerek ulaşması muhaldir!’

  • ENERJİ YUMAĞI EVREN

    ‘BU
    sebepledir ki ‘Allah’ adıyla işaret edilene her insan ancak kendi özüne yönelerek yakîn elde edebilir. İşte bu yol batıda spritüel veya mistik kavramlarıyla, İslam’da tasavvuf olarak değerlendirilmiştir. Kişinin kendi hakikatini sorgulaması araştırması ve evrensel hakikatle bütünleşmeye çalışması...

    İşte bütün tasavvuf ehli, ‘Allah’ adıyla işaret edilene bu yoldan yani kendi derûnlarından, nefsine árif olarak yakîn elde etmişlerdir. Şimdi Allah adıyla işaret edilenin evreni ve dünyayı yaratışı hakkındaki bilgilerimizi hatırlayalım. Evren aslı itibariyle tekil bir enerji yumağıdır!’

  • YARATILIŞ YASALARI...

    ‘ALGILAYABİLDİĞİMİZ
    sebep-sonuç ilişkisi kadarı ile de bu enerji yumağının özünde bilinç diye isimlendirdiğimiz sistematik bir oluşturma (var etme) mekanizmasının var olduğu mutlak gerçektir.

    Buna kimi doğa kanunu adını takar kimi de yaratılış yasaları veya ‘Sünnetullah’ der... Sonuçta hepimiz bu yasalara tábi ve bu yasaların sonucu olarak varolmuş varlıklarız! Bedenimiz ve beynimiz her an bu yasalara göre faaliyet gösterip kendindekileri açığa çıkartır.’

  • İMAN GENİ GEREKLİDİR

    ‘YILLAR
    önce bedende organlara hayat ulaştıran kandan söz ediliyordu. Sonra hücreler keşfedildi. Sonra hücre kimyası fark edildi. Şimdi ise insandaki özellikleri meydana getiren genler. Bilinen gerçek şudur ki, beyin, genlerin ve biyokimyasının sonucu olarak faaliyetini sürdürmektedir.

    Bizde açığa çıkan her şey ‘Allah’ sistemine tabi bu yaratılış yasaları istikametinde oluşmaktadır. Aşk veya diğer duygular esas olarak nasıl biyokimyasal reaksiyonlar sonucu meydana geliyorsa, aynı şekilde inanç ve düşüncelerimizin de gene bu genetik özelliklere göre şekillenmesinden daha tabii bir şey olamaz! İşte bu sebepledir ki biz 1998 yılında yazdığımız yazıda ‘iman geni’ olması gerekliliğini vurguladık. Ne var ki henüz bunun tespiti mümkün olmamıştır. Bu bizim bir düşüncemizdir.’

  • ÁLEMLERİN OLUŞUMU

    ‘BU
    düşüncenin kaynağı ise Rasulullah A.S’ın, kişinin cennetlik veya cehennemlik olduğu ana rahminde 120. günde sabitlenir, anlamındaki açıklamasıdır. Bu durum daha sonra da değişmez! İşte bu oluşum, kanaátime göre konuyla ilgili bir veya birkaç genin devreye girip girmemesiyle ilgilidir. Allah sisteminde dünyada oluşan her olay bir mucizedir görene!

    Bir diğer bakış açısı ile ise...

    Dini anlatımla, ‘Allah’ isimlerinin işaret ettiği özelliklerle álemler ve içindekiler meydana gelmiştir. Her birim ‘Allah’ isminin işaret ettiği özelliklerle meydana gelmiştir.’

    Yani karaciğer nasıl bir yaratılış gereği bu isimlerin bir anlamının açığa çıkması ise, genler de aynı şekilde yaratılış amacına uygun olarak işlev görmektedir ‘Allah’ isimlerinin işaret ettiği özelliklerle!’

  • İŞARET EDİLENLER...

    ‘ESASEN
    kitap konusu olan hayli geniş bir konunun burada daha fazla açılması hayli zordur. Bu konuda geniş bilgi ‘Dinin temel gerçekleri’ ve ‘Dua ve Zikir’ kitaplarımızda mevcut. Arzu edenler bu kitapları internette online olarak www.ahmedbaki.com adresinden okuyabilirler. ‘Allah’ adıyla işaret edilen hakkındaki düşüncelerimiz de ‘Hz. Muhammed’in açıkladığı ALLAH’ adlı kitaptan okunabilir.’

  • TEK BİR DİN-SİSTEM...

    ‘SONUÇ
    olarak ‘Allah’ adıyla işaret edilen indinde tek bir Din-Sistem mevcuttur. Bu sistem yaratış yasalarına uygun olarak kendi bünyesinde gerekenleri, Allah isimlerinin işaret ettiği manalarla oluşturmakta, böylece madde dünyası diye algıladığımız her şey meydana gelmekte. İsimler perdesinden kurtulup objeleri değerlendirmek, sistemin işleyiş mekanizmasını kavramak hepimize kolaylaşmış ola.’


    AHMED HULUSi KiMDiR?


    iLK kitabı 1965 yılında yayınlanan Ahmed Hulusi’nin, 30’a yakın kitabı bulunuyor. Bilgilerini insanlarla karşılıksız olarak paylaşan bir yazar. Ne bir din adamı, ne bir şeyh, ne bir hoca, ne de bir iláhiyatçı!

    İslám Dini’ni, Kuránı Kerîm, Kütüb-ü Sitte (altı önde gelen kitap) hadisleri temelinde kabul ederek inceleyen; geçmişteki ünlü tasavvuf sîmalarının çalışmalarını değerlendirerek, gereklerini yaşadıktan sonra; bunları, günümüz ilmiyle de birleştirerek yorumlayan Hulûsi; insanların kişiliğiyle değil, düşünceleriyle ilgilenmesini istiyor.

    Sürekli sarı basın kartı sahibi, emekli gazeteci Hulûsi, bunun dışında profesyonel olarak hiçbir işle meşgul olmamış; tüm yaşamı çağdaş bilimler, İslám, Tasavvuf araştırmalarıyla devam etmiş. Tüm kitap ve yazıları ile sesli sohbetlerinin tamamını internet üzerinden okuyucularına ücretsiz ve tam metin olarak indirilebilir şeklinde yayınlamış ilk yazardır. Yazarın eserleri arasında; ‘Tek’in Seyri’, ‘Sistemin Seslenişi’, ‘Dinin Temel Gerçekleri’, ‘Dua ve Zikir’, ‘Evrensel Sırlar’ sayılabilir.


     BİLİM ADAMLARI NE DEDİ?

  • Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Altıngöz:

    ‘İçinde bulunduğumuz ortam inançları etkiliyor. Olayların tek genle açıklanması modern genetik bilgilerin çerçevesinde mümkün değil.’

  • Diyanet İşleri Eski Başkanı M. Nuri Yılmaz:

    ‘Yüce Allah’ın yarattığı birçok şey zamanla ortaya çıkıyor. Vücuttaki şifreler de zamanla çözülüyor. Kur’an’da ‘Biz insanları fıtrat üzerine yarattık’ deniyor. İnanmak insanoğlunun sonradan kazandığı keyfiyet değil, dünyaya gelirken birlikte getirdiği bir hal. Demek ki insanın geninde bu inanç var.’

  • Marmara Üniv. İlahiyat Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Saim Yeprem:

    ‘Bu tartışmanın garip bir çalışma olduğunu düşünmüyorum. İnsanın bir geni Allah’a inanmayı sonçlandırıyorsa o gendeki başka özellik inanmamasını sağlıyor demektir. Birşeyin kendisi ile zıttı aslında aynı şeydir. İman ile inkar, aynı mahiyettedir.’


    Star Gazetesi /  Serda Kıvılcım 25/10/2004
  • Ahmed Hulûsi

    25 Ekim 2004 USA


     
       

    Anasayfa