|
Amerikan Newsweek Dergisi, beslenme ve diyet ile insanların
genetik yapılarının nasıl etkileşime girdiğini anlama
çalışmalarının tıpta yepyeni bir sayfa açtığını yazdı. Buna göre
insanı öldüren şey, yedikleri ya da genleri değil, bunların
karşılıklı etkileşimi.
NEWSWEEK’in ‘Diyet ve Genler’ başlıklı çalışmasını kapak konusu
yaptı. Dergide, sadece diyete dayalı sağlıklı yaşam
tavsiyelerinin bir sona doğru gittiği, gelecek on yıl içinde,
hastaların ‘genetik profilleri’ temel alınarak sağlığa yönelik
risklerin çok daha iyi anlaşılacağı ve daha uygun ‘kişiye özel’
beslenme planlarının üretilebileceği belirtildi. Bu çerçevede,
bazı hastalardan brokoli yemeleri istenirken, diğerlerinden ‘çok
daha fazla’ brokoli yemeleri talep edilebilecek.
Newsweek’e göre, tıpta çok yeni bir alan olan ‘beslenme
genomikleri’ besin ve genler arasındaki etkileşimi çözümleyerek
nasıl daha sağlıklı olunacağına ışık tutmaya başladı. Oysa eski
paradigmaya göre ‘iyi genler müdahale etmedikçe, kötü beslenme
kalp-damar hastalıkları ve kansere yol açıyor’du. Ancak yeni
çalışmalar, bazı yiyeceklerin koruyucu ya da zararlı genleri
harekete geçirirken, diğer yiyeceklerin bunlar üzerinde baskı
kurduğunu gösteriyor.
Alışılagelmiş beslenme tavsiyelerinin genel anlamda doğru
olduğunu belirten uzmanlar, farklı ilaçların farklı insanlarda
farklı tepkilere yol açmasının nedenlerini anlamaya
çalışıyorlar. Beslenme ve genler arasındaki ilişkinin çok
karmaşık olduğuna dikkat çekilirken, örneğin 150 ayrı tip genin
şeker hastalığının bir türüne ve 300 ayrı tip genin de obeziteye
cesaret verdiği belirtildi.
Tufts Üniversitesi’nden Jose Ordovas, bu durumu bir elektrik
paneline benzetiyor. Metabolizmada çok yüksek sayıda genin
birbiriyle etkileştiğini belirten, Ordovas, ‘Bazı aydınlatma
anahtarlarını tanıyoruz. Ama bazı insanlarda anahtara basınca
ışık yanmıyor. Çünkü henüz hakkında bilgi sahibi olmadığımız
başka anahtarlar var’ diye konuştu. Uzmanlar, elektrik panelinin
iyi bir haritasının çıkarılmasının yıllar alacağına da dikkat
çekiyorlar.
Çalışmalar sürerken haritanın parçaları da ortaya çıkıyor.
Örneğin, yeşil çayın içerdiği antioksidanlar, kalp-damar
hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı önleyici güce sahip.
Ancak bu güç, bazı kadınlarda ve göğüs kanserine karşı kendini
göstermiyor. Güney California Üniversitesi’nin bir çalışmasına
göre, bu, COMT adı verilen enzim üreten genden kaynaklanıyor.
COMT’un daha az aktif olan bir türünü üreten kadınlar, göğüs
kanserine karşı yeşil çaydan daha çok yararlanıyor.
Araştırmalar, farklı yiyeceklerin farklı genleri ve enzimleri
farklı kişilerde farklı etkilediğini ortaya koyuyor.
APO E4 GENİ, HÜCRELERİMİZDEKİ GİZLİ AZRAİL
California Üniversitesi’nden Raymond Rodriguez, ‘Gittiğimiz yeri
görüyoruz. Tükettiğimiz yiyeceklerle ilgili tahminlerde bulunma
işini artık aşıyoruz’ dedi. ‘Apo E’ diye bilinen proteinin
üretimini kontrol eden gen, kolestrol düzenlemesinde başaktör
olarak görev yapıyor. Bu genin E2, E3 ve E4 diye bilinen üç türü
var. En çok rastlanan türü E3. Ancak E2 türü yüksek olanların
genelde kolestrol düzeyleri ortalamanın altında. Buna karşılık
E4 türü, potansiyel bir azrail niteliğinde. E4, beslenme ile
gelen bütün risk unsurlarını daha büyük birer canavar haline
getiriyor ve Alzheimer, kalp-damar ve şeker gibi hastalıkların
kapısını aralıyor. Uzmanlar, hastaların ‘genom profillendirmesi’
temeline dayanan beslenme yöntemleriyle risk unsurlarına karşı
daha iyi korunacağını ifade ediyorlar. Boston Üniversitesi’nden
Dr. Victoria Herrera, ‘Hastalara sonuç vermeyen tavsiyelerde
bulunmak, bizi birer yalancı yapıyor. Genotip temelinde teşhis
yaparak deneme-yanılmayla hataları aşabiliriz’ dedi.
SOYA VE KÖRİ YAŞATIYOR
‘Asyalıları hormona duyarlı göğüs ve prostat kanserinden koruyan
nedir?’ sorusuna yanıt arayan uzmanlar, bu coğrafyada çok yaygın
kullanılan ‘soya’daki ‘lunasin’ maddesini gösteriyorlar.
Uzmanlara göre lunasin, 123 ayrı geni prostat hücrelerine karşı
aktif hale getiriyor. Bunlardan bazıları, tümör gelişimini
önlerken diğerleri hasarlı olan DNA’ları onarıyor. Çalışmaların
yoğunlaştığı bir başka alan da ‘köri’ ve içerdiği ‘curcumin’
maddesi. Curcumin, kalp hastalığı, kolon kanseri ve Alzheimere
karşı son derece etkili. Prof. Sally Frautschy, çok köri
kullanılan Hindistan’da Alzheimer hastalığının en az görüldüğünü
kaydetti. Frautschy ve nöroloji uzmanı olan eşi Greg Cole ise,
beslenme genomikleri alanında ilerleme sağlandıkça, ilaç
firmaları için de yepyeni fırsatların doğacağını belirtti.
İstanbul - 10.01.2005
http://sufizmveinsan.com
|