|

Çarpıtmadan..
Siz şayet bir teoriyi-felsefeyi bilmiyorsanız,
analiz tekniklerini kullanma yeteneğinden mahrum
iseniz, konuları BÜTÜNLÜK içinde
değerlendiremiyorsanız, konuştuğunuz insanın
meşrebine ayak uydurmakta zorluk çekiyorsanız,
verdiğiniz abartılı mesajlar kişisel görüşlerinizi
yansıtacak, hakikat noktası ile uzaktan yakından bir
ilişkisi bulunmayacak, haliyle öngörüleriniz de
büyük ölçüde yanlış anlaşılacak ve hiçbir toplumsal
talebi karşılamadığı gibi, yanıltıcı ve aşağılayıcı
olacaktır.
Sonrasında ‘Teklik’ yaşamı ile değerlendirildiğinde
bu yanılgıya sudan bahaneler uydurulacak ‘ben
öyle demek istememiştim, ne var ki böyle anlaşıldı ‘
denecektir.
Özür dilerim, böyle bir davranışın nedeni, açıkça
itiraf edeyim, çarpıtmaktır.
Bu tür yorumların kişisellikle alakası vardır, ama
evrensel hiçbir yararı yoktur. Hele yenilenmeyle
uzaktan yakından bir bağlantısı olamaz. Zira birey
yenilenme modunu seçmişse, ‘artık o kişi
rahatlıkla dedikodu yapar, istediğini seçer,
kurtarır’ anlamına gelmez, gelmemelidir.
Bütün bu tanımlamalara karşın, sizin de fark
edebildiğiniz gibi temel, ortak noktalar vardır ve
her zaman geçerlidir. Bunlar, klasik anlamda
söylüyorum, kimseyi ayırt etmemek, küçük görmemek ve
dedikodu yapmamaktır. Şayet, doğru bilgi
aktarıyorsanız, öğretici olmaya çaba
gösteriyorsanız, mantıklı telkinlerde bulunuyorsanız
ne ala, ama bütün bunlara uymak zorunluluğu söz
konusudur.
Aksi tavırlar ise karışıklığa sebebiyet verir. Böyle
bir ortam oradan oraya savrulmaya yol açar.
Dimdik durabilmek, üretici olmak, taklitçiliği
seçmemek ise kolay bir iş değildir. |