Amigdala: Duygu Repertuarı
Gen.Müh. Barış Yelkenci

Her gün medyada karşılaştığımız alışılageldik olaylardan birisi daha.  Bir hırsız, İstanbul’un lüks semtlerinden birinde soymak için boş bir ev ararken, kendince uygun olduğunu düşündüğü, penceresi aralıklı bir eve sinsice girer. Bir vakit sonra yaşlı ev sakini tarafından hırsız, evinde görülür. Bunu fark eden hırsız, bir anda büyük bir korkuya kapılarak onu etkisiz kılmak amacıyla üzerine atlar. Hemen onu sandalyeye bağlar. Yüzü maskeli olmayan hırsız tanınacağı endişesiyle bir anda mutfaktan kaptığı bıçakla yaşlı ev sahibini düşünmeden öldürür. Hırsız, kontrolünü tamamen kaybetmiş, bir öfke ve korku nöbetine kapılarak bu cinayeti işlemişti. Daha sonra mahkemede verdiği ifadesi düşündürücüydü. ’’Bunu nasıl yaptım hala anlayamıyorum. Bir anda tüm kontrolümü kaybettim, beynim beni yönlendiriyordu sanki ’’.

Anlık kontrol kayıpları ile yaşadığımız olaylar hayatımızın farklı dönemlerinde farklı derecelerde karşımıza çıkmakta. Nörolojide bu tarz duygusal patlamalar sinirlerin korsan fonksiyonu olarak değerlendirilir. Bir anda oluşan bir durumdur ve düşünen beynin yani korteksin, olayı irdelemek bir yana, ne olup bittiğini anlamadan bir dizi tepkileri koymasıdır. Bu tepkiler insanda gizli kalmış, içgüdüsel davranışlardır. Bu korsanlık anlarının en önemli özelliği kişinin o olayı atlattıktan sonra kendisinin neye uğradığını bilememesidir. Yukarıdaki örnek haberde büyük ihtimalle böyle bir işleyişin neticesinde gelişen bir olay.

Duyu organları aracılığı ile beynimize akan bilgilerin %80 lik  payı görme organımız aracılığı ile gerçekleşmektedir. Görsel sinyaller retinadan sinirler aracılığı ile beynimizin talamus bölümüne iletilir. Talamusa ulaşan ham bilgi beynin anlıyabileceği dile çevrilir ve hemen görsel kortekse iletilir. Bu bölümde uygun bir tepki belirlenir. Tepki duygusal ise duygu repertuvarının kaynağı olan amigdalaya baş vurulur. Retinadan iletilen bilginin potansiyeli ( şok edici durumlar) yüklü ise bu defa talamusa ulaşan bilgilerden bir kısmı direk amigdalaya sızar ve hemen duygusal tepkinin başlamasına neden olur. Bu noktada görsel korteksin ne olup bittiğini anlamasına fırsat yoktur. Bundan sonra korteksin yapabileceği tek şey amigdalanın emrettiği tepkileri oluşturmaktır.

Amigdala insanlarda limbik halkanın altında, beyin sapının üzerinde bulunan ve birbirleri ile bağlantılı yapılardan oluşan badem şeklinde bir kütledir. Sağ ve sol olmak üzere iki lobtan oluşmuştur. Evrimsel yakın akrabamız olan maymunlara oranla daha büyük bir amigdalaya sahibiz.

Amigdalanın beynimizdeki ana fonksiyonunu keşfeden ve bu güne kadar üzerinde bir çok deney yapmış Nörolog Joseph LeDoux bize bu konuda ışık tutmaktadır. Yaptığı deneylerden biri amigdalanın beyin üzerindeki etkisini keserek beynin diğer kısımlarından ayırmasıdır. Amigdalası alınmak zorunda kalan genç bir insanın yaşamı keskin bir değişime girmiş, olayların duygusal anlamını değerlendirmekte bir yetersizlik, bir anlamda duygusal bir körlük oluşmuştu. İnsanlarla iç içe yaşamayı seven, çok iyi konuşabilen bir yapıya sahip iken, yakın arkadaşlarına karşı kayıtsız hatta anne ve babasını tanıyamaz bir halde, herkesten uzak yapayalnız yaşamayı tercih etmişti. Bu kayıtsızlığına karşı yakınlarının çektiği acılara bile duyarsız kalmıştır. Hissetmeyi hatta hissettiklerini hissetmeyi unutmuş gibiydi. Tüm tutkuların, korkuların,üzüntülerin yerini büyük  bir sessizlik ve duygusuzluk almıştı. Ağlamayı bile unutmuştu.

İnsanlara özgü bir duygusal işaret olan gözyaşı, amigdala ve yakınındaki cingulate gynus denilen yapı tarafından başlatılır. Teselli, kucaklama ve okşama beynin bu merkezini etkileyerek hıçkırıkları durdurur. Amigdala yoksa dindirilecek üzüntü gözyaşları da yoktur.

Bizlerdeki fevri davranışların arkasında amigdala olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Bir tehlikeye maruz kaldığımız zaman amigdalanın duygusal repertuvarı beyin tarafından ilkel sorularla tetiklenir. Bu benim nefret ettiğim bir şey mi?. Bu bana zarar verir mi? Bu benim korktuğum bir şey mi? gibi. Eğer bu soruların cevabı bir şekilde ‘’evet’’ ise , amigdala sinirsel bir alarm şeklinde anında tepkiler verir ve beynin geriye kalan kısımlarına, kriz var mesajını iletir. Amigdalanın beyinle zengin bir iletişim ağı mevcuttur. Acil bir durumda beynin akılcı zihin dahil büyük bir bölümünü kontrol eder ve yönlendirir. Limbik sistemdeki yapılar öğrenme ve hatırlama süreçlerinin, amigdala ise duygusal  durumların uzmanıdır.

Beynin hatırlama ile ilgili ana merkezlerinden hipokampus ile amigdala arasında bir ilişki vardır. Hipokampus kuru gerçekleri hatırlarken, amigdala ise bir takım bağlantılar kurarak hatırlama yoluna gider. Mesela bir insan ile karşılaştığınızda, o insanı daha önce tanıyıp tanımadığınızı Hipokampus yoluyla hatırlarsınız, o insandan hoşlandığınızı yada hoşlanmadığınızı ekleyen amigdaladır. Duygusal repertuvardan bir çeşniyi bilgiye katar. Ayrıca korkularınızın kaynağı da amigdaladır. Geçmişte yaşadığınız korku dolu bir anı tekrar yaşadığınızda aynı korku ve endişeyi hissetmeniz amigdalanın fonksiyonudur. Örneğin uçakta seyahat ederken hava boşluğuna girdiğinizde yaşadığınız sarsıntıda bir korkuya kapılırsanız, daha sonra  yaptığınız tüm uçak seyahatlerinde, en ufak sarsıntı, sizin endişeye kapılmanıza  sebep olacaktır.

Yaşamımızdaki olayların bir kısmı, o anda yaşadığınız heyecan, korku, sevinç  gibi duygularla harmanlanarak beynimizde kayıtlanır. Bu olayları unutmamız neredeyse imkansızdır. Bir deprem anında ne yaptığımızı hatırlamaya daha yatkınızdır. Bunun yanı sıra beynimizde sıradan olayların depolanması da muhtemeldir. Beyinde iki tür bellek mekanizması vardır. Birincisi duygusal anılarla yüklü olanlar için, diğeri de sıradan olan olaylar için.

Amigdalanın devreye girdiği durumlarda çeşitli dezavantajlar yaşamak söz konusu. Amigdala; yaşanan anı daha önceden yaşanmış olaylarla karşılaştırma prensibine göre işlevini yürütür. Bu olay bunun aynısıdır yada değildir gibi. Son derece dikkatsiz bir değerlendirme sistemine sahiptir. Önemli  detayları gözden kaçırdığı için yersiz fevri tepkilerin çıkmasına imkan verir.

Talamustan amigdalaya bilginin nakledilmesinde iki yol vardır. Dolaylı ve dolaysız yol. Dolaylı yol düşünen beyin yani korteksin tasarrufunda olan yoldur. Neticede akılcı çözümler üretilir. Dolaysız yol ise direk amigdalaya bilginin nakledildiği (sızdığı) yoldur. Bu yol aslında elektriksel bir devrenin kısa devre yapması misali illegal bir durumdur. Bu yol saniyenin birkaç binde biri olarak hesaplanan beyin zamanında gerçeklenir. Dolaylı yol bunun tam iki katı kadardır. Öte yandan evrimsel açıdan değerlendirildiğinde bir kaç milisaniyenin hayatta kalabilmek açısından önemi çok büyüktü. Evrimsel süreçte kritik bir kaç milisaniyenin kazanılması hızlı bir cevap alternatifini beraberinde getiriyordu.

Dolaylı yoldan amigdalaya geçen sinirsel impalsların doğurduğu ilkel-dürtüsel  tepkilerin önüne geçebilmek mümkün mü?

İşte bu devrede prefrontal korteks tampon görevi yapmaktadır. Beynin neokorteksine ait olan bu bölge amigdala ve limbik bölgedeki ilkel dürtüleri yumuşatarak duyguların daha analitik yada makul tepkilere dönüşmesine imkan verir. Bir anlamda hisleri bastırır, endişelerimizi dindirir. Amigdalanın yönlendirdiği bilginin tafsiye edilmesi neokorteks ile gerçekleşir. Hayatımızdaki önemli kararların verilebilmesi için bu bölüme mutlaka ihtiyacımız var.

Prefrontal korteks  işleyen bellekten sorumludur. Belleğin sağlıklı ve şuurlu bir şekilde işleyişini denetler. Prefrontal bellek ile limbik sistem (alt beyin) arasında devreler mevcuttur ve bu devrelerin varlığı ile prefrontal korteks denetimi sağlar. Korku, öfke, endişe gibi güçlü duygular denetimi olumsuz yönde etkiler ve sağlıklı düşünmeye engel olur.

Her halükârda duyguların kontrolsuz çıkışları gerek beyin metabolizmamızı gerekse yaşamımızı olumsuz yönde etkilemekte .Bu nedenle duyguların bizlerdeki baskısını akıl yolu ile frenlemeye çalışmak yapılabilecek en makul yol gibi görünüyor.

İstanbul - 09.5.2001
 

 

Geri       -        Anasayfa