|
Bilim
dünyası, yaşamı alt üst edecek yeni bir gelişmeye daha
imza atarak insan DNA'sının şifresini çözmeyi başardı. Çıkarılan
"gen haritası" sayesinde kalp ve kanser hastalığı
tarihe karışacak ve insan yaşamının kalitesi artarak
uzayacak. Bilim tarihinde yeni bir dönüm noktası olan gelişme,
bilim adamlarının on yıla yakın süredir üzerinde çalıştıkları
insan genlerinin biokimyasal şifresinin çözülmesiyle elde
edildi.
Genlerin
deşifre edilmesiyle Alzheimer'den kansere değin bugüne kadar
başedilemeyen birçok hastalığa çare bulunacak. Yaşam
kalitesi artacak, insan ömrü uzayacak.
Herşey
1953 yılında iki bilim adamının canlı hücresinde bir çeşit
genetik şifre olan DNA'yı bulmasıyla başladı. İngiliz
bilim adamları Francis Crick ve Amerikalı meslektaşı James
Watson, DNA'yı bulduklarında ''yaşamın sırrını keşfettikleri''
söylüyorlardı. Herkes onlara şüpheyle bakıyordu ama yüzde
yüz haklıydılar. Hücre çekirdeğinde yer alan DNA, bir
insanın göz renginden ten rengine, vücut yapısından boyuna
kadar çeşitli fiziksel özelliklerini belirlemenin yanı sıra,
sağlığı ve yaşam süresi konusunda da önemli rol
oynuyordu.
İnsan ömrü giderek uzayacak
Bilim
adamları, insanın biyolojik yapısının sırlarını ortaya
koyan gen sıralamasının kalp hastalıkları, kanser, sinir
sistemi bozuklukları, enfeksiyonlar ve çevresel etkenlerin yol
açtığı hastalıklar ile mücadelede kullanılacağına
dikkat çekiyor.
İnsan
genlerininin sıralanması ile ilgili bilgiler ışığında,
bilim adamlarının insan biyolojisi ile ilgili yeni bir başlangıç
oluşturduğu ve yeni tedavi uygulamalarınının, devrim
yaratacak ilaçlarla gündeme geleceği bildirildi. Şimdiye
kadar insan ile ilgili olarak düzinelerle
Dna
kodlarının her bir varyasyonunun kromozomlar için bir
belirleyici olduğu ve bu sayede, genlerin taşıdığı
mikroskopik yapının incelenebileceği belirtildi. Bilgisayarın
genlerin araştırılması konusunda bir hız kazandırdığına
değinen bilim adamları, insan vücudunda incelenecek Dna’ların,
bilgisayar ortamında çabuk araştırılarak sonuçlandırılabildiğini
kaydediyor. Bilgisayar yardımı ile hastalıklı genlere
benzeyen bilinmeyen genlerin de hızlı bir şekilde analiz
edilebileceği, bu şekilde Dna’ların tek başına araştırılmasına
gerek kalmayacağı bildiriliyor. Böylece Dna’ların
analizine harcanan yıllar sürecek araştırmaların kısa bir
zamana sığdırılabildiği kaydediliyor.
İnsanın biyolojik yapısının
sırlarını ortaya koyan gen sıralamasının öncelikle kalp
hastalıkları, kanser, sinir sistemi bozuklukları,
enfeksiyonlar ve çevresel etkenlerin yol açtığı hastalıklar
ile mücadelede kullanılacağına dikkat çeken bilim adamları,
önümüzdeki yıllarda bu konularda, insanlara büyük müjdeler
verilebileceğini ve insan ömrünün giderek uzayabileceğini
ileri sürüyor. Gen haritası ile ilgili yapılan son araştırmalar,
bugüne kadar insanın biyolojik yapısı ile ilgili olarak tıp
dünyasının çok az bilgilere sahip olduğunu da ortaya koymuş
oldu.
İktidarsızlığa karşı molekül
Amerikalı
bilim adamlarının bulduğu Y-27632 adlı molekül, penisin
dokusunda kan basıncını artırıyor ve ereksiyonu sağlıyor.
Etkileri Viagra’ya çok benziyor, ancak
Viagra gibi bir ilaç değil. İktidarsızlığın yeni çaresi,
Amerikalı bilim adamlarının bulduğu bir molekül.
Araştırmanın sonuçları
Nature Medicine adlı derginin son sayısında yayınlandı.
Y-27632 adı verilen molekül labortatuvarda kobaylar üzerinde
başarıyla denendi. Molekül kobaya enjekte edildiğinde
penisin dokusunda kan basıncını artırıyor ve ereksiyonu sağlıyor.
Michigan Üniversitesi araştırmacılarına
göre yeni molekül Viagra’nın etki yaptığından farklı
tipte bir enzimi bloke ediyor ve bugüne kadar etkili bir
çözümün bulunmadığı iktidarsızlık vakalarının
tedavisinde yeni ufuklar açıyor.
AYRIMCILIK YARATACAK’
Öte yandan, ABD’deki
birtakım sivil toplum kuruluşları, insanların gen yapılarının
bilinmesiyle meydana gelecek hastalıkların önceden
belirlenebileceğini ve bunun da insanlar arasında ayrımların
doğmasına neden olacağını kaydediyor. İnsanların sağlık
durumlarıyla ilgili bilgilerin gizli olmaması durumunda,
gelecekteki sağlık durumları saptanabilen insanların, iş
bulma konusunda zorluklarla karşılaşabileceği ve eleman
alacak firmaların bu bilgileri kullanarak, insanlar arasında
ayrıma gidebileceği öne sürülüyor.
ABD’de bu konuda yapılan
kamuoyu yoklamalarında, insanların kendileriyle ilgili sağlık
bilgilerinin paylaşılmasından hoşnut olmadıklarını ortaya
koydu. İnsanların hastalıklarının genler vasıtası ile çok
önceden belirlenmesinin, sağlık sigortası yapan şirketlere
de büyük paralar kazandırabileceği, bu yüzden insanların
sağlık bilgilerinin bir sır olarak saklanmasının gerektiği
belirtiliyor. Celara bilim firması ilgilileri, elde ettikleri
insan gen haritası ile ilgili sonuçların tüm dünyadaki
bilim adamlarına açık olduğunu ve bu konuda herhangi bir kısıtlamaya
gidilmeyeceğini açıkladı. Daha önce, firmanın kendi parasıyla
yaptığı araştırmaları satışa sunacağı iddiaları
ortaya atılmıştı. Bu arada, özel araştırma firmalarının,
büyük paralar dökerek yaptıkları araştırmaları, herhangi
bir menfaat sağlamadan bilim adamlarının hizmetine sunmayacağı
yorumları da yapılıyor
Gen sayımız 30 bin civarında
60-100
bine vardığı tahmin edilen insan genleri sayısı, meyve sineğinin
yalnızca iki katı. İnsanın gen yapılarının bilinmesiyle
hastalıkların önceden belirlenebileceğini, bunun da insanlar
arasında ayrımcılığa neden olcağı ileri sürülüyor.
İnsan
gen haritasının çıkarılması, zamanımızın en büyük
bilimsel buluşu olarak çağa damgasını vurdu. Elde edilen
ilk bilgiler ışığında pek çok hastalığın anlaşılması
ve tedavisinin bulunması mümkün olabilecek. Ancak imza attığı
bu müthiş başarı bile insanoğluna böbürlenme fırsatı bırakmıyor.
Zira sonuçlar, insan ile meyve sineğinin gen haritası arasındaki
farkın düşünüldüğünden de az olduğunu gösteriyor
Yaklaşık
30-40 bin genden oluşan 3.1 milyar DNA kodunu sıraya dizen
bilim adamları, insan ile meyve sineği arasındaki bilimsel
farkın zannedildiğinden de az olduğu sonucuna ulaştı. Kısa
süre öncesine kadar 60-100 bine vardığı tahmin edilen insan
genleri sayısı, meyve sineğinin yalnızca iki katı.
Araştırmalarda ayrıca
hastalıkların kökenini bulma konusunda da oldukça mesafe
kaydedildi. Buna göre hastalıkların çoğu kalıtımsal ve
genetik mutasyonlardan ileri geliyor.
Bilim adamları, bütün
genleri ortaya çıkararak ve işlevlerini belirleyerek bilim ve
tıp alanında yeni bir çığır açılacağını, insan oğlunun
bilgisini inanılmaz ölçüde genişleteceğini, yeni teşhis
ve tedavi yöntemlerinin mümknü olacağını söylüyor.
Projede çalışan Cambridge Sanger Center’dan Dr. Tim
Hubbard, bilim ve tıp alanında bir devrim yapılacağından söz
ediyor ve ekliyor: “Bizi biz yapan herşey gen dizilimimizde
saklı.”
Amerikan Ulusal Sağlık
Enstitüsü eki başkanı olan, halen New York Memorial
Sloan-Kettering Kanser Merkezi’nin direktörlüğünü yapan
Dr. Harold Varmus, bir anda bütünün görülmeye başlandığını
ve bunun son derece heyecan verici olduğunu belirtiyor.
İnsan gen haritası
projesi ABD, Britanya, Japonya, Fransa, Almanya ve Çin’den
toplam 20 bilim adamı ekibinin ortaklaşa çalışmaları ile yürütülen
bir çalışma. Haziran ayında genetik kodlarla ilgili ilk
bilgilerin gün ışığına çıktığı araştırmanın sonuçları
Nature dergisinin son sayısında yayınlanacak. Celera Genomics
şirketi bünyesinde çalışmalarını sürdüren diğer ekip
ise sonuçlarını Science dergisinin Cuma günü piyasaya çıkacak
olan sayısında yayınlıyor.
Birbirinden bağımsız
olarak çalışmalarını sürdüren iki ekip de birbirine çok
yakın sonuçlar elde etti. Celera 26-39 bin arasında geni
dizmeyi başarırken, diğer grup 30-40 bin geni dizmeyi başardığını
açıkladı. Her iki gruptaki uzmanlar da en iyi ihtimalin 35
bin genden az olduğu konusunda hemfikir.
SIRLAR AYDINLANIYOR
Gen diziliminin henüz başlangıcında
olan bilim adamları, işlemin tamamen sonuçlanmasının daha
birkaç yıl alacağını bildiriyor. Ancak bir grup genin yapısı,
kökeni ve diğer genlerle aralarındaki farklar gibi ilk sırlar
şimdiden açıklanıyor.
Şimdiki tahminlere göre
insan genlerinin sayısı 25 bin genden oluşan Arabidopsis
thaliana bitkisinden, 19 bin genlik bir solucan türünden ya da
13 bin genden meydana gelen meyve sineğinden çok da farklı değil.
Cambridge’deki Whitehead Gen Aaraştırmaları Enstitüsü
direktörü Eric Lander, pek çok insanın meyve sineği ile
arasında çok fazla fark olmadığı gerçeğinden rahatsızlık
duyduğunu söylüyor ve bunun, insanın mağruriyetine darbe
indirdiğini kaydediyor.
Öyleyse insan nasıl
oluyor da meyve sineğinden veya solucandan çok daha karmaşık
oluyor? Bu sorunun yanıtı gizemini korumakta. Ancak bilim
adamları, gen sayısının kompleks bir yapı için yalnızca
bir çıkış noktası olduğunu ifade ediyor.
Genlerin birçoğu, vücuda
belli proteinleri üretmesini söyleyerek etkisini gösteriyor.
İnsan genleri, meyve sineği ve solucana göre çok daha fazla
çoğul protein üretimi komutu veriyor. Ayrıca insan
genlerinin farkı çok yönlü olması. Yine genlerin zamanlaması,
hangi dokularda aktif oldukları da etkileri üzerinde büyük söz
sahibi.
Her iki ekip de verilerinin
bilim adamlarına hastalığa yol açan genleri teşhis
etmelerinde büyük yardımı dokunduğunu ifade ediyor.
CİNSİYETLER ARASINDAKİ FARK
Konsorsiyum, erkek vücudunda
kadınlara göre iki misli daha fazla kalıtımsal mutasyon
meydana geldiğini doğruladı. Maymunlarda iki cins arasındaki
ayrmın daha da belirgin olduğu belirtildi.
Cinsler arasındaki bu
farklılık erkekler için karmaşık bir mesaj taşıyor. Bir
yandan evrimsel değişimler için daha büyük bir avantaj sağlarken,
diğer taraftan hastalık riskini artırıyor.
Gen haritasının çıkarılmasından
elde edilecek en büyük fayda ise ilaç geliştirilmesinde
olacağa benziyor. Kişinin genetik özellikleri belirlendiğinde,
kişiye özel ilaç üretimi gündeme gelebilecek. Ayrıca
hastalığın erken teşhisi de sağlanacak. Halen 500’ün altında
hastalık için ilaç mevcutken, bilim adamları genetik alanında
kaydedilecek gelişmelerden sonra bu sayının binlerle ifade
edileceğini ifade ediyor.
YAPILACAK ÇOK İŞ VAR
İnsan gen haritası
projesi Haziran’dan bu yana çok ilerledi ve bilim adamları
pek çok boşluğu doldurmayı başardı. Ancak dizilimin
tamamlanması için henüz çok iş olduğu belirtiliyor.
Projenin başarıya ulaşması
için dünyanın her tarafında binlerce bilim adamının emek
sarfettiği belirtilirken, konunun ciddi yasal, etik ve sosyal
tartışmalar gündeme getireceği de ekleniyor. Uzmanların
ortak görüşüne göre, bu çalışmanın faydalarını dünyaya
yaymak ve eşit şekilde paylaştırmak için anlayış ve erdem
gerekecek.
TAHMİNLER DOĞRU ÇIKMADI
İnsanın gen haritasının
ayrıntıları üzerinde çalışan bilim adamları, insanda sanılardan
az gen bulunduğunu belirlediler. İnsan vücudunda 60 bin ila
100 bin gen bulunduğunu tahmin eden araştırmacılar, son araştırmalarla
bu sayının 30-40 bin arasında olduğunu gördüler. Bilim
adamları, insanı meyve sineği ve fareden farklı kılan
genlerin sayısının fazla bir fark oluşturmadığını
saptarken, bunu yüzyılın tıp alanındaki sürprizi olarak
nitelendirdiler. Celara Genomatics laboratuvarından Craig
Venter ve arkadaşları ile diğer grup Harward Tıp okulu bilim
adamlarının yaptığı araştırmalarda, insanın gen haritasıyla
ilgili sonuçların birbirine yakın olduğu saptandı.
Araştırmacılar,
Journal Nature dergisinde yayımlanan sonuçların tüm dünyadaki
bilim adamlarına açık olarak değerlendirilebileceğini
belirtti.
İLAÇLAR DEVRİM YARATACAK
İnsan genlerininin sıralanması
ile ilgili bilgiler ışığında, bilim adamlarının insan
biyolojisi ile ilgili yeni bir başlangıç oluşturduğu ve
yeni tedavi uygulamalarınının, devrim yaratacak ilaçlarla gündeme
geleceği bildirildi. Şimdiye kadar insan ile ilgili olarak düzinelerle
bilinmeyene cevap oluşturan araştırmalar sonucunda, hastalıkların
daha az yan etkilerle tedavisinin mümkün kılınacağı açıklandı.
Araştırmalarda,
genlerin tek başına durumlarının yanı sıra genler arasındaki
ilişkilerin de anlaşılabildiği, insanlar arasındaki farklılıkların
cevabının, milyonlarda DNA kodlarındaki farklı varyasyonlar
ile ortaya çıktığı kaydedildi.
DNA kodlarının her
bir varyasyonunun kromozomlar için bir belirleyici olduğu ve
bu sayede, genlerin taşıdığı mikroskopik yapının
incelenebileceği belirtildi. Bilgisayarın genlerin araştırılması
konusunda bir hız kazandırdığına değinen bilim adamları,
insan vücudunda incelenecek DNA’ların, bilgisayar ortamında
çabuk araştırılarak sonuçlandırılabildiğini kaydediyor.
Bilgisayar yardımı
ile hastalıklı genlere benzeyen bilinmeyen genlerin de hızlı
bir şekilde analiz edilebileceği, bu şekilde DNA’ların tek
başına araştırılmasına gerek kalmayacağı bildiriliyor. Böylece
DNA’ların analizine harcanan yıllar sürecek araştırmaların
kısa bir zamana sığdırılabildiği kaydediliyor.
İnsanın biyolojik
yapısının sırlarını ortaya koyan gen sıralamasının öncelikle
kalp hastalıkları, kanser, sinir sistemi bozuklukları,
enfeksiyonlar ve çevresel etkenlerin yol açtığı hastalıklar
ile mücadelede kullanılacağına dikkat çeken bilim adamları,
önümüzdeki yıllarda bu konularda, insanlara büyük müjdeler
verilebileceğini ve insan ömrünün giderek uzayabileceğini
ileri sürüyor.
Gen haritası ile
ilgili yapılan son araştırmalar, bugüne kadar insanın
biyolojik yapısı ile ilgili olarak tıp dünyasının çok az
bilgilere sahip olduğunu da ortaya koymuş oldu.
ÖZEL SEKTÖR VE KAMU SEKTÖRÜ ARAŞTIRMACILARI KARŞI KARŞIYA
GELDİ
İnsanın gen haritasının
çıkarılmasına ilişkin çalışmalar, özel ve kamusal sektörde
çalışan Amerikalı ve Avrupalı bilim adamlarını rakip
kamplara ayırmaya başladı.
İnsanın gen haritasıyla
ilgili çalışmaların başını çeken Amerikan Celera
Genomics ve Genome Humain firmalarının ayrıntılı çalışmalarının
dün internette yayınlanmasından sonra Paris, Londra ve
Tokyo’da basın toplantıları yapan bazı bilim adamları,
Amerikan şirketlerini açık ya da kapalı bir dille eleştirdiler.
İnsanın gen haritasının
çıkarılmasına ilişkin uluslararası projeye katılan İngiliz
heyetinin başkanı John Sulston, “İnsanın gen haritası satılık
değil” dedi ve gen araştırmalarını sadece özel sektöre
bırakmanın “cinayet” olacağını söyledi. Sulston,
“Bizim dışımızdakiler, insana genetik şifrelerini vermek
için insan ırkına çok büyük maliyet ödetmek istiyorlar”
dedi.
Paris’te basın
toplantısı yapan Fransız bilim adamı Jean Weissenbach da
Celera firmasının kamu sektörünün verilerinden yararlanarak
bugünkü sonuca ulaşabildiğini söyledi.
Celera’nın kullandığı
tekniğin yürümediğini iddia eden Fransa Gen Araştırmaları
Merkezi yöneticisi, “Yöntemleri, genlerin tam incelenmesini
sağlamaya yetmedi, ama firma bunu itiraf etmek istemiyor. Bu
yaptıkları sahtekarlık” diye konuştu.
Tokyo’da basın
toplantısı yapan Profesör Yoşiyuki Sakaki de Celera şirketinin,
öteki ulusların ekiplerine verileri inceleme olanağı vermediğini,
bunun da bilime “zarar vermek” anlamına geldiğini söyledi.
Hafıza geni
bulundu
Bilimadamlarının 'Zif268' adını verdikleri gen, moleküler
anahtar olduğu saptanan beyinde anıların saklanmasını sağlıyor
Fransız ve İngiliz araştırmacılar,
hafıza geni buldular. Nature Neuroscience Dergisi'nin Mart sayısında
çıkan makaleye göre, araştırmacılar, anıların saklanmasını
sağlayan gene ''Zif268''
adını verdiler.
Bu genin, hafızanın oluşmasını
sağladığını belirten uzmanlar, beyinde anıların saklanmasında
kullanılan ''moleküler anahtarlar'' bulunduğunu saptadılar.
Fransız Profesör Serge Laroche başkanlığındaki Fransız ve
İngiliz araştırma ekibi, bu sonuçlara, genetik değişikliğe
uğratılmış fareler üzerinde yaptıkları deneylerle ulaştı.
Uzmanlar, beynin ''hippocampus'' bölümündeki
elektrik akımlarını, bir başka deyişle nöronlar (sinir hücreleri)
arasındaki bağlantıları inceleyerek bu sonuca vardılar.
İnternette
Genetik Haberleri 2
|