·
Besin Ögeleri...
·
Hamilelikte beslenme
·
Doğru beslenmenin temel ilkeleri...
·
Hamilelikte demir gerekir...
·
İhmal edilen altın besin: Su...
·
Hamilelikte alınan kilo nelere aittir?
·
Ana menü
Tüm yaşayan canlılar yaşamlarını
sürdürebilmek için besine gereksinim duyar. Besin çeşitleri
ve gereksinimleri canlıdan canlıya çok farklı gibi görünür.
Ancak tüm besinler bazı ortak temel elemanlardan oluşur. Bu
elemanler karbohidratlar, yağlar, proteinler, vitaminler ve
minerallerdir. Bu temel elemanların bazılarını vücut diğer
temel elemanları kullanarak üretebilir. Bazıları ise vücut
tarafından yapılamaz ve mutlaka dışarıdan hazır alınması
gerekir.
Çoğumuz aldığımız besinlerin ne kadar kalori içerdiğini
ve içindeki temel elemanların neler olduğunu ve hangi
oranlarda bulunduğunu pek bilemeyiz.
Amerikan tarzı beslenme
ile büyümek...
Besinlerimizi vücudumuzun
gereksinimine göre değil de isteğimize göre seçiyoruz. Canımız
ne zaman ne isterse yemek eğilimindeyiz. Biz büyükler, bol yağlı,
bol sulu yemekleri bol ekmek ile yemeyi seviyoruz.
Çocuklarımız ise hamburger, patates kızartması ve piza ile
besleniyor. Bu tip beslenmeler yeteri hatta fazla kalori içerir.
Günlük enerji gereksinimini fazla fazla karşılar. Ancak
yetersizdir. Çünkü içerdikleri temel besin elemanlarının
oranı istenilenden çok uzaktır. Bu dengesiz beslenme şişmanlıkla
sonuçlanır. Ardından da bu fazla kiloları bir an önce
vermek kaygısıyla hızlı perhize başlanır. Bu diyetler
yetersiz besin dengelerine sahiptir. Böylece vücut gerekli
besinleri alamaz ve yorgun düşer. Bir çeşit varlık içinde
yokluk çeker.
Kalori:
Bir besinin içeridiği enerji miktarı kalori ile ölçülür.
Kişilerin günlük kalori gereksinimleri çok farklılık gösterir.
Yaşa, cinse, mesleğe ve iriliğe göre değişir. Gereğinden
fazla alınan kalori vücutda yağ olarak birikir. Günlük
hareketliliği karşılayacak kadar kalori alınmazsa vücut
kendi dokularını kaloriye çevirmeye başlar. Yani kendi
kendini yer.
Can nasıl beslenir?
Annenin aldığı gıdalar
önce bağırsakda temel besin elemanlarına ayrıldıktan sonra
kana karışır ve Annenın karaciğerine gider. Karaciğerde değişik
işlemlerden geçen besinler yine kan yoluyla bebeğin
beslenmesini sağlayan plasentaya ulaşır. Plasenta yüzeyi bir
futbol sahası kadar geniş bir zarın katlanmış hali olarak düşünülmelidir.
Besin elemanları ve kandaki erimiş oksijen Can'a bu alandan geçer.
Besin maddesi olarak enerji kaynağı kan şekeri (glukoz), ve
yapı taşı olan proteinler geçer. Ayrıca su, vitamin ve
minerallerde çok rahatlıkla Can'a ulaşır. Can bu besinleri
kullanarak atıklarını yine plasenta yoluyla Anneye verir.
Besin
Ögeleri...
Karbonhidratlar:Enerji
kaynağı...
Karbohidratların vücutta
birçok işlevi vardır. Hücrelerin yapısı içinde yer alırlar.
Yağ ve proteinlerin sentezi için temel yapı taşı olarak
kullanılırlar. Ayrıca enerjinin esas kaynağıdır.
Karbohidratların 1 gramı 4 kalori içerir. ªekerler, nişasta
ve un başlıca karbohidrat kaynağıdır. Bu maddeler vücutta
hızla glukoza çevrilir. Glukoz enerji gerekliyse hemen kullanılır.
Değilse gerektiğinde kullanılmak üzere yağ olarak
biriktirilir.
Glukoz ayrıca karaciğerde glikojen adı altında depolanır.
Glikojen günlük kan şekerini sabit tutmaya yarar ve her an vücudun
enerji gereksinimini karşılar.
Diğer karbonhidrat kaynakları olarak meyveleri, sütü, mısırı,
pirinci, ve patatesi sayabiliriz.
Yağlar:Yedek enerji...
Yağlar karbonhidratlara göre
daha fazla kalori içerirler. Her gramı 9 kaloridir. Teorik
olarak hiç yağ yemeden yaşayabiliriz. Çünkü vücudumuz
gereksinimi olan yağları karbonhidratlardan yapabilir. Ancak
bazı yağların eksikliği sorun yaratabilir. Örneğin
linoleik asit denen bir yağı vücut sentezleyemez. Bu yağı dışardan
almak zorundayız. Eksikliği halinde bol miktarda kolesterol
damarlarda birikir.
Yağlar trigliserid adlı yapıların bileşiminde yer alırlar.
Doymuş yağlar başlıca etde, tereyağında bulunan katı yağlardır.
Doymamış yağlar ise sıvı yağlar olup ençok zeytinyağında
bulunur. Ayrıca tavuk ve balık gibi beyaz etlerde de vardır.
Proteinler: Yapı taşları...
Tüm yaşayan organların
temel yapı taşıdır. Kan hücrelerinin temeli proteindir.
Kasların kasılması özel bir protein sayesinde olur. Vücuttaki
tüm kimyasal olayların cereyan etmesi enzim denen proteinlerin
kontrolü altındadır.
Proteinlerin 1 gramı karbonhidratlar gibi 4 kalori enerji
verir.
Hamilelikte
beslenme
Hamilelikte Can tam 40
hafta Anne'nın yedikleri ile beslenecektir. Anne doğru
beslenirse Can daha sağlıklı, doğum ise daha az riskli
olacaktır.
Hamilelikte doğru beslenme hem bebeği hem Anne'yı güçlü kılar.
Annelerin hep merak ettikleri ve ilgilendikleri bir konudur
hamilelikte beslenme. Ama ne yazık ki bu konuda pekçok şey
yanlış bilinir ve uygulamada hatalar yapılır.
Neden?
Çünkü basit gibi görünen konularda herkes alim kesilir.
Herkesin kendine göre bir görüşü vardır. Özellikle evdeki
büyükler, görmüş geçirmiş komşular hep akıl verir.
Hamilelik öncesi vücut
ağırlığının önemi...
Ilk bölümümüzde de
hamilelik başında ideal kilo sınırları içinde olmanın
hamilelikte bazı önemli sorunlar çıkmasını engellediğine
değinmiştik. Zayıf Anne'lerin bebeği zayıf ve duyarlı
olur. Fazla kilolu Anne'lerin ise hem Can'ları, hem de
kendileri risk altındadır. Şişman Anneler hamilelik şekeri,
zehirlenme ve albumin hastalığı denilen durumlarla daha sık
karşılaşır.
Hamilelikte ne kadar
kilo almak uygundur?
Hamilelikte 10 kg'dan daha
az ağırlık artışı olan Annelerde Can'ın Anne karnında ölme
riski 1.5 kat fazladır. Hamilelik boyunca 10 ile 15 kg arasında
ağırlık artışı normal kabul edilir. Ancak hamileliğin ilk
yarısı ile ikinci yarısında bu artış hızı farklıdır.
Ilk 20 hafta en fazla 2.5 kg alınmalıdır. Daha sonra her
hafta yarım kg kilo alınması uygun ve dengeli olur.
Bazı hamileler bu kilo sınırını geçmezler ama bu dengeyi
tutturamazlar. Bir ayda 5-6 kg birden alıp sonra da almamak için
sıkı perhiz yaparlar...Bu hem Anne'yi hem de Can'ı yıpratan
bir olaydır.
Doğru
beslenmenin temel ilkeleri...
Hamilelikte bol protein alınmalıdır.
En zengin protein kaynağı süttür.
Günde 1 litre süt ihtiyacı karşılar. 4 su bardağı süt 1
litredir.
Anne süt içmeyi sevmiyorsa,sütü sütlaç, muhallebi şeklinde
alabilir. Peynir (özellikle kaşar peyniri), ve yoğurt yiyerek
süt gereksinimini karşılayabilir. Ancak hiçbir sütlü gıda
taze süt kadar yararlı değildir.
Haftada 5 gün yumurta yenmelidir. Bu Anneye bol vitamin, demir
ve protein verecektir.
Et, tavuk ve balık Can'ın kan, kas ve organlarının gelişmesine
yardımcı olur.
Bu etlerden birini günde 2 porsiyon yemek gerekir. Beyaz et ve
özellikle balık eti kırmızı ete yeğlenmelidir.
1 Porsiyon nedir?
2 adet orta boy köfte; 1
adet orta boy biftek; 1 piliç butu;orta boy bir balık yani
miktar olarak yaklaşık 100 gram et bir porsiyondur.
60 gram beyaz peynir,1 tabak kuru fasulye, mercimek gibi
baklagiller de et yerine geçer.
Sebze ve meyveler...
Bunlar vitamin kaynağıdır.
Can'ın organlarının birarada olmasını ve normal çalışmasını
hızlandırır. Ayrıca Anne'nin kabız olmasını önler.
Günlük kalori
gereksinimi...
Bir günlük kalori
gereksinimi ortalama 2200 ile 2400 kalori arasındadır. Bu
gereksinimin 300 kalorisi proteinli gıdalardan alınmalıdır.
Günlük hareket miktarı ve hamilelik öncesi ağırlık günlük
kalori gereksinimini etkiler. Bu değişkenlerle kişiye özel
gereksinimin saptanmasında bir diyet uzmanına danışılması
uygun olacaktır.
Hamilelikte
demir gerekir...
Günlük besinlerle alınan
demir annenın demir gereksinimini karşılayamaz. Bir hamilenin
günde 1 gram demire gereksinimi vardır. Bunun 300 miligramı
Can'ın kan hücrelerinin yapımında, 500 miligramı Annenın
fazladan yapılan kan hücrelerinini yapımında kullanılır.
Geriye kalan 200 miligramı da da günlük gereksinimdir.
Demir kırmızı kan hücrelerinin ana maddesidir. Demir eksikliği
kırmızı kan hücrelerinin az sayıda yapılmasına ve demir
eksikliği kansızlığı denilen duruma yol açar. Hamilelikte
kan hücrelerinin yapımı bir süre vücudun demir deposunca
karşılanır. Ancak hamilelik öncesi yetersiz beslenmiş, bol
ve düzensiz ve sık adet kanaması olmuş ya da daha önceki
hamileliklerde deposunu tüketmiş Annelerde daha hamileliğin
başından itibaren kansızlık belirtileri ortaya çıkar.
Kansızlık
belirtileri...
Kansızlığın en sık görülen
belirtileri solukluk, halsizlik, baş dönmesi ve çarpıntıdır.
Aşırı kansızlık durumunda ise dudak ve ağızda çatlaklar,
kulak çınlaması, tırnaklarda kırılmalar, yutma güçlükleri
ve toprak yeme gibi anormallikler ortaya çıkar.
Bu nedenle hamileliğin 16.-20. haftalarından itibaren hergün
demir içeren haplar alınmalıdır. Demir ile beraber C
vitamini alınması demirin emilimini arttırır. En iyisi demir
hapının portakal suyu ile içilmesidir.
Dikkat! Demir hapı süt ile birlikte alınmamalıdır. Süt
demirin emilimini engeller. Yine mide ekşimesi için alınan
anti asitlerde demir emilimini etkiler.
Demir hapları dışkıya siyaha çalan bir renk verirler. Önemli
bir durum değildir. Bazan demir doğuma kadar kapatılamayacak
düzeyde düşük olabilir. Bu durumda demir içeren iğneler bu
açığı kısa sürede kapatır. Bazan kan verilmesi
gerekebilir.
Vitamin desteği ne
kadar gerekli?..
Bizim ülkemiz için
vitamin ve mineral desteği genelde gereksizdir. Birçok sebze
ve meyve günlük ihtiyaçdan çok daha fazla vitamin içerir.
Genelde hamilelere vitamin hapları vermek alışkanlık olmuştur.
Bu haplar iştah açabilir ve mide bağırsak sistemini gereksiz
yere yorar. Ikiz hamilelikde, dirençli kusmalarda ve hastalık
hallerinde bazı özel vitaminlere karşı gereksinim artar.
Dikkat! Vitaminin fazlası yarar değil zarar verir. Fazla D
vitamini yenidoğanda kalsiyum fazlalığına ve buna bağlı
ciddi sorunlara yol açar. Fazla A vitamini Can'da bel kemiği açıklıkları,
kemik sakatlıkları, ve idrar yolu bozukluklarına yol açabilmektedir.
Kalsiyum ve fluor...
Yarım litre süt günlük
kalsiyum gereksinimini fazla fazla karşılar. Dışardan alınan
fazla kalsiyum vücuda karışmadan dışkı ile atılır.
Hamileliği sırasında fluor desteği alan Annelerin çocuklarında
daha az diş çürümesine rastlanıldığına ait çalışmalar
vardır. Bu nedenle günde 2 mg fluor (Örneğin Zymafluor
draje) alınması önerilmektedir.
İhmal
edilen altın besin: Su...
Suyun yararı genelde
unutulur ve hak ettiği önem verilmez. Günde en az 2 litre
temiz ve yumuşak su içilmelidir. Su tüm organların düzenli
çalışmasını sağlar. Özellikle böbrekler ve bağırsaklar
daha düzenli çalışır. Vücutta biriken zararlı atıklar
daha hızlı temizlenir. Kişi kendini çok daha iyi ve zinde
hisseder. Çay, kahve gibi içecekler bu iki litrenin dışında
tutulmalıdır.
Tuzu azaltmak yanlıştır...
Genelde hamilelerin tuzsuz
yemesi gerektiğine inanılır. Tuz bir çok olay için gerekli
bir besindir ve hamilelikte tuza ihtiyaç artar. Azaltılması
doğru değildir. Tuz sadece yüksek tansiyonu ve kalp yetmezliği
olan Annelerde kısıtlanır.
Yapay tatlandırıcılar...
Fazla kaloriden kaçınmak
amacıyla yapay tatlandırıcı kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır.
Sakkarin kullanılmamalıdır. Aspartam içeren tatlandırıcılar
hakkında şimdilik bir olumsuzluk belirtilmemektedir. Günlük
gereksinim kadar kullanılabilir.
Hamilelikte
alınan kilo nelere aittir?
Hamilelikte artan kilonun
3.5 kilogramı bebeğe aittir. Plasenta 500 gram, amnion sıvısı
1 kilogram, ağırlığı artan uterus 1 kilogram, memeler 300
gram, artan kan ve sıvı da 6 kg gelir. Bunun dışında alınacak
kilo vücutta yağ olarak depolanacak ve doğumdan sonra
Annede'da kalacaktır.
Bir bebeğin gelişmesi için ek olarak toplam 55.000 kalori
gerekir.
Tok kalmak için...
Hamileler olur olmaz
zamanlarda acıkır. Bu zamanlarda az kalori verecek ve tok
tutacak gıdalar alınmalıdır. Örneğin patlamış mısır,
kavrulmuş buğday gibi.
Bilinçsiz diyet sakıncalı...
Günümüzde yaygınlaşan
ve pek de sağlığı düşünmeksizin baskınlaşan estetik
merak nedeniyle bir çok Anne adayı hamilelikte kilo almaktan
kaçınmaya çalışır. Vücudunun bozulması endişesi ile
hamilelikte de diyet yapmayı sürdürür. Yalnızca bu amaçlla
yapılan diyetler vücut gereksinimini karşılayamazsa protein
depoları kullanır. Bu durum da da Can'a gerekli protein sağlanamaz.
|