|
Horlamanın
nedeni nedir?
Erişkin insanların yaklaşık %20-25'inde horlama vardır.
Horlama, erkeklerde ve şişman kişilerde daha sık olmakla
birlikte, her insanda görülebilir ve zamanla şiddeti artar.
Üst solunum yolundaki yumuşak dokular -yumuşak damak, küçük
dil ve bademcikler - uyku sırasında gevşer. Bunun sonucunda,
hava yolunda kısmi bir daralma meydana gelir ve bu dokuların
titreşimiyle horlama denilen ses ortaya çıkar. Daralmanın şiddetine
göre horlamada çıkan sesin yüksekliği de değişir. Horlama
bazılarınca önemsiz ve basit bir durum olarak kabul
edilebilir: ancak, bazen bütün bir ev halkını huzursuz eden
bir sorun haline de gelebilir.
Horlama uyku düzenini etkiler ve horlayan kişinin yeterli
oksijen almasına engel olabilir. Bunun sonucunda, horlayan kişide
gündüz saatlerinde uyuklama, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu
şikayetleri ortaya çıkabilir. Yıllar boyu süren horlama
tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı ve felç gibi hayati
tehlikesi olan ciddi hastalıklara yol açabilir. Horlama,
"obstrüktif uyku apnesi" adı verilen ve uykuda
solunumun zaman zaman durması ile kendini gösteren ciddi bir
hastalığın belirtisi olabilir. Horlayan kişilerin yaklaşık
1/3'ünde bu ciddi sorunun varolduğu bilinmektedir ve bunun teşhisi
ancak bir uyku laboratuarında gerekli incelemelerin yapılması
ile mümkündür.
Horlama
ortadan kaldırılabilir mi?
Kilo fazlalığının horlamanın en önemli nedenlerinden biri
olduğu bilinmektedir. Kilo fazlası olup zayıflayan hastaların
%80'inde horlamanın önemli derecede azaldığı veya tamamen
ortadan kalktığı görülmüştür. Kilo verme, özel şekilli
yastıklar, ağız veya buruna yerleştirilen bazı cihazların
kullanılması, uyku ilaçları, sakinleştirici ilaçlar ve
alkol kullanımından kaçınma gibi yöntemler horlamanın
kontrolunda yararlı olabilir. Ancak bunların hepsi, yaşam koşullarında
önemli değişiklikler yapılmasını ve bunun sürekli olmasını
gerektirir.
Günümüzde, horlamayı ortadan kaldıracak etkili bir yöntem
vardır. "Laser uvulo-palatoplasti (LAUP)" adı
verilen bu cerrahi yöntemle yumuşak damaktaki dokular yeniden
şekillendirilmekte ve horlama önlenebilmektedir. Bu ameliyatın
başarı oranı %85-90 arasındadır. Ameliyatta, lazer ışını
ile yumuşak damaktaki dokular dikkatle küçültülmekte ve
zamanla dokuların iyileşip gerginleşmesiyle uyku sırasındaki
titreşimleri, yani horlama ortadan kalkmaktadır. Ameliyatta
lazer ışınının kullanılmasının nedeni, lazerin yumuşak
dokuları kanamaya neden olmadan kesme yeteneğinin bulunmasıdır.
Ameliyat yaklaşık yarım saat sürmekte ve boğazı uyuşturacak
şekilde lokal anestezi ile yapılmaktadır.
Pekçok hastada bir kez tedavi ile istenen sonuç alınmaktadır;
ancak, bazı hastalarda ameliyatın en erken dört hafta aralıkla
olmak üzere tekrarlanmasına ihtiyaç duyulabilir. Bazı
hastalarda horlama tamamen ortadan kalkmasa bile, şiddeti
azalmaktadır.
LAUP ameliyatını takibeden birkaç gün ile iki hafta arasında
boğaz ağrısı hissedilmekte ve ağrı kesici ilaçlarla
kontrol altına alınmaktadır. Hastaların çoğu birkaç gün
içinde normal hayatlarına dönmekte ve çalışmaya başlayabilir
hale gelmekte, sadece ağır kaldırma gibi zorlayıcı bedensel
faaliyetlerden kaçınmaları istenmektedir.
Ameliyatın etkilerinin görülme zamanı kişiden kişiye değişmektedir.
Bazı hastalarda sonuç hemen alınmakta, ameliyatın yapıldığı
gün horlama kesilmektedir. Diğer hastalarda, ameliyatın
sonucu bir aya kadar ortaya çıkmakta ve kesinleşmektedir.
LAUP için
uygun bir aday olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız?
Öncelikle muayene olmanız gerekir. Doktorunuz horlamanız,
burun tıkanıklığı ve genel sağlık durumunuz ile ilgili
bilgilere ihtiyaç duyacaktır. Daha sonra baş ve boyun bölgesine
ağırlık verilen muayeneniz yapılacaktır. Bundan sonra
muhtemelen, "obstrüktif uyku apnesi" bulunup bulunmadığını
araştırmak üzere uyku laboratuarında bir uyku çalışması
yaptırmanız istenecektir. Uyku çalışması, uyku laboratuarında
bir gece geçirmenizi ve bu sırada beyin dalgaları, kalp atımları,
kandaki oksijen miktarı, solunum düzeni gibi verilerin
kaydedilmesini gerektirmektedir. Bu uyku çalışmasını
takiben, doktorunuz LAUP da dahil olmak üzere olası tedavi seçeneklerini
belirleyecektir.
Doç.
Dr. İrfan YORULMAZ
Ankara
Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kulak
Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı
|