|
Mitokondriterin
büyüklüğünde (0.5 mikron çapında); sayıca onlardan az ve
daha düşük yoğunlukta; lipoprotein yapısında tek tabakalı
bir zarla çevrilmiş, içle-rinde litik enzimler (hidrolazlar,
proteazlar, lipaztar ve fosfatazlar; toplam kırktan fazla enzim
saptanmıştır) içeren, çoğunluk küremsi keseciklerdir (Şekil
3.1 ve 5). ilk defa 1955 yılında sıçan karaciğerinde
saptanmış, daha sonra alyuvarlar hariç, tüm hayvansal hücrelerde,
özellikle vücudun savunmasından sorumlu olan akyuvarlarda ve
makrofajlarda, bol miktarda bulunduğu görülmüştür. Bitki hücrelerinde,
mantarlarda ve mayalarda lizozom benzeri yapıların olduğuna
ilişkin bazı kanıtlar vardır. Bakterilerde ise lizozom
yoktur; fakat litik enzimler bulunmuştur.
Hücrelerdeki
bileşikleri, özellikle protein, polisakkarit ve çekirdek
asitlerin!, hidroliz ederek parçalayabilen bu litik enzimler,
bir zarla çevresinden ayrılmakta ve büyük bir olasılıkla
da, lizozom İçerisinde etkisiz (inaktif) durmaktadır. Tahrip
edilen bir fizozomdan dışanya akan enzimler, kısa bir sürede
tüm hücre içeriğim' liziz ederek (parçalayarak), onu ölüme
sürükler. Bu olaya "Otoliz" denir, ölümden
kısa bir süre sonra kokuşmanın ortaya çıkması, bu
lizozomların bozulması nedeniyledir. Lizozom enzimleri
ribozomlarda sentezlenerek ya ER aracılığıyla doğrudan doğruya
ya da GA aracılığıyla dolaylı olarak paketlenerek, yani bir
kesecik içerisine alınarak sitoplaz-maya verilir, içi
tanecikli, lamelli ya da homojen yapıda olabilir.
Yumurtanın
döllenmesi sırasında, spermanın akrozomundan çıkarılan
(yumurtayı delmek için) enzimler lizozom içeriğidir.
Lizozomların iyi işlev görmemesi hücre-•lerin ve dokuların
yaşlanmasına neden olur. Metamorfoz (başkalaşım) geçiren
canlıların hücrelerinin bir çeşit eriyerek yeniden şekillendirilmesinde,
erime işlemim gerçekleştiren lizozomlardır. Keza
dokulardaki programlanmış (zamanı gelmiş) hücre ölümleri
de yine bunlar tarafından yapılır.

Hücre
içerisine giren küçük moleküller doğrudan doğruya enerji
elde eden sistemler (glikoliz ve trikarboksilik asit çemberi)
aracılığıyla parçalanabilir ya da sentez-lenme
tepkimelerine herhangi bir değişikliğe uğramadan katılabilir.
Halbuki endo-sitozisle, fagositozla ve besin kofullanyia (birhücrelilerde)
hücreye alınan büyük moleküller, maddeler, hatta
bakteriler, lizozomlar aracılığıyla küçük moleküllere
parçalanır. Bir miktar hücre zarıyla çevrilmiş olarak, hücre
içine giren bu besin kofulu (fagozom), lizozomlaria sanlarak,
temas ettikleri yerde, zarları erimek suretiyle bir tek koful
halinde birleşirler. Litik enzimler bu koful içinde besin
maddelerim, koful zarından diffüzyonla geçebilecek kadar küçük
moleküllere parçalarlar ve sindirileme-yen kısım koful içinde
kalır. Birhücreli canlılarda, artık maddeleri taşıyan bu
koful, hücre zarıyla birleşerek dışanya açılır ve
sindirelemeyen maddeler bu yolla atılır. Yüksek
organizasyonlu canlılarda bu artıklar ya yavaş yavaş (çoğunluk
diffüzyonla) hücre dışına atılır (karaciğer hücrelerinde
olduğu gibi) ya da sindirim kofulu tekrar tekrar kuiiamlarak,
bir zaman sonra artık maddelerle dolmasına ve hücrenin yaşlanmasına
neden olur. Yaşlandıkça insanın vücudunda, özellikle
ellerinin üzerinde, omuzlarında ya da yüzünde, kahverengi
lekelerin oluşması, lipofuksin denen pigmentlerin (yaşlılık
pigmenti) birikmesindendir,
Kandaki
akyuvarlar, vücudu, özellikle bakterilere karşı savunmak için
sorumlu olduklarından, taşıdıkları taneciklerde bol
miktarda lizozom enzimi içerirler. Böylece, bir zaman sonra
akyuvar içerisindeki taneciklerin hepsi bakteri lizisinde
kullanılır ve tüm hücre bir ya da birkaç kofulla tamamen
dolar. Bu artık maddeler dışanya atılamadığından bir
zaman sonra akyuvar ölür.
Kemiklerin
yıkılıp yeniden yapılması sırasında, lizozomlar, yıkıcı
osteoklast hücre-lerinden dışanya litik enzimler salgılarlar
ve yıkılan artıkları da hücre içerisinde sindirirler.
Keza yumurtanın döllenmesi sırasında da spermanın
akrozumundan (basının uçundan) litik enzimler (pankreas
tripsinine benzer bir enzim) salgılanarak, yumurta zarının
delinmesi sağlanır. Döllenmeden hemen sonra, bu sefer,
yumurtanın kabu-ğunda bulunan taneciklerdeki litik enzimler
serbest hale geçerek kabuğu parçalar ve diğer spermaların
girmesin! önleyecek yeni bir kabuğun meydana gelmesini sağlar.
Lizozomlar
keza kendi hücresi içerisindeki bazı maddeleri ya da
organelleri (çoğunluk işlevlerim bitirmiş ya da bozulmuş)
de sindirir. Bunun nasıl işlediği tam olarak bilinmemektedir.
Sindirim kofullarının içinde ribozom ve mitokondrilere rastlanır.
Fazla A vitamininin kemiklerdeki ve kıkırdaktaki lizozom
enzimlerim serbest bıraktığı ve dolayısıyla kemikleri kırılır
bir duruma geçirdiği; fakat yeterli miktarlarda da yaşlı hücreleri
yok etmeyi sağladığı için genç kalmada yardımcı olduğu
saptanmıştır.
Lizozom
enzimleri daha çok hafif asidik ortamlarda etkendir. Hücrede
birçok işlevinin yanısıra, bozukluklannda bazı hastalıkların
ortaya çıkmasına neden olurlar. örneğin, soluduğumuz
havadan alınan karbon parçacıkları, akciğerimizdeki fagositlerde
yıllarca kalmasına karşın, silisyum dioksit, fagositlerin
lizozomuna girer ve orada bulunan enzimlerin etkisiyle,
kristallerinin üzerinde silisik asit oluşur. Silisik asidin
hidroksil grupları, hücre zarının yapısında bulunan
fosfolipit ve proteinlerin bazı gruplarıyla çok sıkı
hidrojen bağları kurar. Böylece hücre ve lizozom zarları
zedelenir. Ayrıca silisyum dioksit taşıyan fagositler hücre
dışına bir madde salgılarlar. Bu madde, özellikle akciğerdeki
bağ dokunun bir çeşit fibröz dokuya dönüşerek esnekliğin}
yitirmesine neden olur. Keza aspest kristalleri de aynı rahatsızlıklar),
özellikle mezo-telyum (vücut boşluğunu astarlayan zar)
kanserlerini meydana getirir. Kanda ürik asidin fazla olması
(proteini fazla alanlarda daha yaygındır), mono-sodyum ürat
kristallerinin eklem yerlerinde toplanmasına (gut hastalığı)
ve buradan da fagositlerin içi-ne girerek, lizozomlarındaki
enzimleri serbest bırakmasına neden olduğu bilinmektedir.
Bu da sonuçta kininlerin (ağrı yapıcı maddeler) meydana
gelmesini sağlar. Bundan başka lizozom enzimlerinin,
histamin, serotonin ve bradikinin oluşumunu sağladığı,
bunların da yangıya (apse) neden olduğu varsayılmaktadır. Sıtmaya
karşı kullanılan kinin, bağırsak parazitlerine karşı
kullanılan karbon tetraklorit, parazitlerin lizo-zomlanna yoğunlaşarak
onların etkinliğini bozar. Keza deriyi ışığa karşı
duyarlı kılan porfirin, antrasen ve nötral kırmızısı yine
lizozomlarda toplanır.
Mitozda
lizozomların sayışı azalır ve olanlar da kenara itilir
(normal durumda çekirdek civarında fazladırlar). Keza lizozom
zannın geçirgenliğim artıran maddeler (örneğin karsinojen
etki gösteren forbol A) verildiğinde, mitoz bölünme hızı
artırılır, stabilize edici maddeler (kortizon gibi) verildiğinde
bu hız azaltılır. Bu da mitoz bölünmenin belirli ölçüde
lizozomlarla hızlandırıldığını kanıtlar. En azından
meydana getirdiği proteaz enzimler aracılığıyla,
ribozomlardaki protein sentezini inhibe eden bazı proteinleri
parçalamak suretiyle, hücre aktivitesini artırdığı saptanmıştır.
Nitekim yumurtanın döllenmesi sırasında verilen litik
enzimler (keza yumurta hücresine pro-teolitik enzimler verildiğinde
de aynı şey olur) bu inhibitörü ortadan kaldırdığından,
protein sentezi büyük ölçüde artar.
Lizozomlardan
elde edilen lizozom deoksiribonükleazın (DNaz) DNA'yı parçaladığı
bilinmektedir. Lizozom DNaz'ın iki aktif bölgesi vardır.
Bunlar DNA sarmalının her iki ipliğin! birden parçalarlar.
Yalnız bir ipliğin parçalanması, karşı taraftaki
komp-lementeri tarafından onarılabilir (daha geniş bilgi için
kalıtımla ilgili bölümdeki DNA rejenarasyonuna bkz!). iki
taraflı yıkımın onarımı olanaksızdır. Lizozom DNaz'ı,
DNA'yı tam yıkmasına karşın, pankreas DNaz'ı kısmen yıkabilmektedir.
Kanser
meydana getiren birçok faktörün (fiziksel mor ötesi ışınlar
ve îyonize ışınlar; kimyasal polibenzoitler, hidrokarbonlar,
azotlu bazı bileşikler, dişi eşey hormonu, silis, aspest vs.
ve virüsler) doğrudan ya da dolaylı olarak kromozom yapışım
ya da DNA'nın dizilimim bozduğu bilinmektedir, özellikle
silisyum dioksitte anlattığımız gibi bazı maddelerin
lizozom zarım bozarak, enzimlerin, bu arada DNaz'ın serbest
kalmasına; bunun da DNA'yı bozarak hücrenin ka^serleşmesine
yol açtığı varsayılmaktadır.
Keza
kalıtsal olarak, birçok enzim sentezlenemeyebilir ve buna bağlı
olarak lizozomlar işlevlerim yapamazlar. Bu şekilde, çoğunluk
autozomlardaki çekinik genlerin neden olduğu (bir tanesi eşey
kromozomundadır) on kadar hastalık tanımlanmıştır (örneğin
Tay-Sachs, Niemann-pick, vs.), özel yöntemlerle (enzimlerin üzerim
antikorla kaplamak suretiyle), dışarıdan, lizozom içine
sokulan eksik enzimler, hastaların iyileşmisine neden olur.
|