|

İnsan vücudu işlevlerini sürdürebilmek
için gerekli enerjiyi dışarıdan, yediğimiz besinlerle karşılamak
durumundadır. Besinlerle gereğinden fazla enerji alındığında
ya da enerjinin gereği kadar harcanmaması durumunda , vücut
fazlasını depolamaya başlar.
Üç ana besin kaynağı vardır
|
|
Protein
(et, yumurta, süt vb.)
|
|
|
Karbonhidrat
(şeker, un, sebze ve meyve vb.)
|
|
|
Yağ
(katı, sıvı, hayvansal yağlar, zeytin, fındık, soya,
kakao vb.)
|

Proteinler,
vücudun yapı taşlarıdır ve mutlaka alınması gerekir.
Karbonhidratlar, vücudun en çabuk
enerji sağladığı besin grubudur. Bu besinlerden alınan enerji,
vücudun tüm işlevlerinde kullanılır ve çok çabuk tüketilir.
Ancak çok fazla alındığında depolanır.
Yağlar ise, yine organizmanın bazı
işlevleri için gereken ama sıklıkla gereksinimden çok daha
fazla alınan, hem fazla kalori içeren hem de çok zor sindirilip
yakılabildiği için, kolaylıkla depolanabilen besinlerdir.
Bu besinlerden gereksinimden daha
fazla enerji, yani kalori alınmışsa, süratle depolanmaya başlar.
Depolama sıklıkla yağlarla yapılır. Bu da, obeziteye yani şişmanlığa
giden yolu açar.
Alınan enerji nasıl harcanır?
Vücut enerjiyi üç yolla harcar;
|
|
Bazal
metabolik olaylar
|
|
|
Fiziksel
aktivite
|
|
|
Termojenik
aktivite
|
Bazal
metabolik olaylar, vücudun sürekli gerçekleştirdiği ancak dışarıdan
görülemeyen aktivitelerdir. Örneğin kalbin çalışması,
damarların sürekli daralıp gevşemesi, mide ve barsakların
sindirim hareketleri, solunum sisteminin oksijen sağlamak için yürüttüğü
işlevler, böbrek ve üreme sisteminin faaliyetleri bazal
metabolizmaya örnek olarak gösterilebilir. Bunlar, bazen küçük
değişiklikler olsa da, sıklıkla aynı miktarda enerji harcayan işlevlerdir.
Günlük enerji tüketiminin %70'ini bazal metabolizma oluşturur.
Fiziksel aktivite, 24 saat boyunca
bilinçli olarak yapılan tüm hareketlerdir. Oturup kalkmak, yürümek,
koşmak, gülmek, yemek yemek, spor yapmak, yüzmek, bisiklete
binmek örnek olarak gösterilebilir. Günlük enerji tüketiminin
%20'sini normal fiziksel aktivite oluşturur. Normalin üzerinde
hareket edilirse enerji tüketimi artar.
Termojenik aktivite, alınan besinleri
yakarken oluşan ısı ve bunun için harcanan enerjidir. Günlük
enerji tüketiminin %10'unu termojenik aktivite oluşturur. Önemli
nokta, alınan besinlerin birbirinden farklı termojenik aktivite
oluşturmasıdır. Katı besinler sıvılardan, karbonhidratlar yağlardan,
fruktoz glukozdan ve doymamış yağlar doymuş yağlardan daha
fazla ısı oluştururlar. Yani bu besinler tercih edildiğinde daha
fazla enerji harcanır.
Bu üç başlık, vücudun harcadığı
enerji miktarını belirler. Bunlardan değiştirilmesi en güç
olanı bazal metabolik olaylardır. Bu kişiden kişiye farklılık
gösterebilir ve kalıtım ile ilişkilidir.
Genetik olarak şişmanlığa eğilimi
olanlarda bazal metabolik hızda değişiklikler olabilir. Yani,
obezitenin genetik bir boyutu söz konusudur.
Genetik etkilerin yanında, çevresel
faktörler de obezitenin oluşumunda rol oynar. Sosyal, kültürel,
dinsel farklılıklar, bunların etkisinde gelişen yeme alışkanlıkları,
hareketlilik derecesi ve kişilik yapısına olan etkiler, bu süreçte
rol oynadığı düşünülen faktörlerdir.
Ayrıca, hareketsiz yaşam tarzı da
obezite oluşumunda çok önemli bir etkendir. Enerji harcamasını
artıracak en kolay yol, fiziksel aktivitenin artırılmasıdır.
Fiziksel aktivite ne kadar çok olursa, o kadar çok enerji yakılır
ve kilo verilir.
Sonuç olarak obezite, besinlerle alınan
enerji miktarının, metabolizma ve fizik aktivite ile tüketilen
enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar.
|