20, 30, 40'lı Yaşlarda Cilt Bakımı
Uz. Dr. Leyla Üstün

 


     CİLDİNİZİ hırpalayan pek çok etken var. Sizin üzerinize düşen tek şeyse, güzelliğinizi korumaya çalışmak. Uykusuzluk, hava kirliliği ve stresin cildinize etkileri karşısında, doğru ve sürekli bir cilt bakımı uygulamıyorsanız, cildinizin nemini yitirmesi, kuruması, kırışması ve zamanından önce yaşlanması kaçınılmaz. Bu nedenle 20 yaşından itibaren, cilt bakımına başlamak gerekiyor. Tabii bu bakımın yaş ilerledikçe farklılaşması da şart. Günümüzün modern kadını, artık yüzüne sürdüğü, hatta değdirdiği her ürün konusunda son derece seçici davranmak zorunda.
     
     20'Lİ YAŞLARDA CİLT BAKIMI
     Bu yaşlarda cilt güçlü, pürüzsüz ve gergindir. Ama özellikle alın ile burnun ve ağzın yan taraflarında sivilce topluluklarına rastlanır. Genç cildin tek sorunu da budur: Sebum salgıları ve hormonlar henüz düzene girmemiştir. Ölü hücreler ayda 1 kez, yerlerini yenilerine bırakmak üzere, dökülür. Dokular sağlamdır, Vücut tarafından yıkılan kolajen, kolaylıkla tekrar üretilir. Temizlik ve nemlendirme anahtar kelimelerdir. Özellikle sivilce ve siyah noktaların fazla olduğu durumlarda, doğru sabunu kullanmaya özen gösterilmelidir. En sık yapılan hata, cildin yağını fazlasıyla alan bir ürün seçmektir: Böyle bir durumda, sivilceler azalmak yerine artar. Çünkü, cilt yüzeyindeki nem ve yağ tabakası hızla yok olur. Kullanılan kremler, gözeneklerin fazla tıkanmasını önlemek için, hafif olmalıdır. Ayrıca, genç ciltte leke oluşmasına fırsat vermemek için, parfüm içermemelidir.
     
     30'LU YAŞLARDA CİLT BAKIMI
     Otuzlu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir: Göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar. İşte bu yüzden, cilt yüzeyi artık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığından, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sızan makyaj malzemeleri de, alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlarlar. Esnek lifler ve kolajen eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebilir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı? Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral preparatları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince: Sabahları koruma filtresi içeren kremler, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan, özel ürünler kullanmaktır. Özel temizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır.
     
     40'LIYAŞLARDA CİLT BAKIMI
     40'ını geçip de 35'inde gösteren kadınlar vardır. Yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey var. Bu yaşlardaki cildin kolajen üretimi giderek azalır. Üst katman hala gücünü korusa da, iç kısımda bulunup, onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında, yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de, cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi, yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu yüzden, her gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir. Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip, bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer kurnazlık da, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır: Aksi halde, yüzde kolaylıkla kırışıklık oluşabilir. Son olarak, ağızdan alınacak, vitamin ve mineral takviyesine önem vermenizi hatırlatalım.
     
     NEMLENDİRİCİNİZİ YAŞINIZA GÖRE SEÇİN
     Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır: Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşmaya karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu gereksinimi böylece karşılanır. Amerika'da yapılan araştırmalar, 35 yaş üzerinde olup, nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla, yüzde 50 azaldığını gösteriyor.
     20 - 30 yaş: Bu yaş grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama kazandırır.
     30 - 40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltleri için idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar.
     40 - 50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır.
     50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin yanısıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir.
     
     Sorunlar ve çözümleri
     Hava kirliliği, soğuk ve stres
     Hemen hemen herkes, yüz bakım ürünlerinin her açıdan doğal olması gerektiğine inanıyor. Belki de bu inanç herkesin gönlünde uyanan çevre korumacılığının bir uzantısı. Çünkü nehirlerin, göllerin, ormanların ve özellikle de soluduğumuz havanın düşmanı olan kirlilik, cilt sağlığımızı da tehdit ediyor. Yapılan pek çok araştırma stres, düzensiz yaşam, sigara dumanı ve çok kuru havaların cildin korunma mekanizmasını öldürdüğünü gösteriyor. Cildin yapı taşlarını yok eden her türlü kirlilik, cildin kırışıp sarkmasına neden oluyor.
     
     Kuproz
     Açık renk ve hassas cilde sahip olanlar, sık sık, yanaklar, alın, burun ve elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıklardan yakınırlar: Kılcal damarların genişlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine neden olur. Yarım saat kadar sonra kaybolacak olan kızarıklık ortaya çıkar. Bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. Bu durum, kılcal damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına gelir.
     1 - Işık ve sıcaklık kaynaklarına, dolayısıyla UV ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt olarak maruz kalmayın; kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın; yüz temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının; temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanılması uygun olur; UV korumalı kremler ya da çinko oksit bazlı özel koruyucular kullanın.
     2 - Eğer sivilce oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4 - 5 dakika süresince demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. Papatya, lavanta, ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana dayalı gerilimden kurtulmakta faydalı olabilir.
     3 - Makyajın, sivilceli deriyi daha kötü hale getireceği kanısı yanlıştır. Aksine, makyaj cildi dış etkenlerden koruyan bir kalkan işlevi görür.
     
     Kozmetik alerjisi
     Kozmetikler kolay kolay alerji yapmaz. Ama, normalde zararsız olduğu halde, sizin cildinizin hassasiyet gösterdiği bir madde (renklendirici, koku verici, koruyucu katkı maddeleri) içeriyor olabilirler. Dermatolojik olarak test edilmiş de olsa, hiçbir kozmetik malzeme bu riski tamamen önleyemez. Ürünlerin üzerindeki "hipoalerjenik" ibaresi, alerji riskinin en aza indirildiğini gösterir. Herhangi bir ürüne körükörüne güvenmemek en geçerli kuraldır. Özellikle, cildi hassas olanlar, yalnızca kozmetik seçerken değil, satın aldıklarını saklarken de özen göstermelidirler.
     1 - Kutu ve tüpleri sıkıca kapattığınızdan emin olun.
     2 - Kozmetiklerinizi aşırı sıcaklık farklarından koruyun.
     3 - Kremlere direkt temastan kaçının. Elleriniz yerine minik bir spatula kullanın.
     4 - Ürünlerin alerji riski çok yüksek bir bölge olan göz çevresine değmemesine özen gösterin.
     5 - Deride uçuk varsa, kozmetik ve makyaj malzemesi kullanmayın. Durum tamamen normale dönmeden bunları tekrar sürmeyin.
     6 - Alerjik tepkiden "sorumlu" kozmetiği saptamak için, ilgili bölgede kullandığınız tüm kozmetikleri, günde bir tane olmak üzere, deneyin. Böylece, cildiniz için zararlı kozmetiği belirleyip bunu kullanmaktan kaçınabilirsiniz.
     7 - İlk kez kullandığınız bir ürün cildinizin tepki vermesine neden olabilir.
     8 - Cildinize sürmüş olduğunuz parfüm veya parfümlü kremler, güneş banyosu sonrasında, ışık hassasiyetine neden olabilir.
     
     Sivilce ve akne tedavisinde anahtar kelime: "temizlik"
     Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım, temizlik. Yüzün, sabah ve akşam, sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş, çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. Temizleyici seçiminde, cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli: Aksi takdirde, tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır.
     
     Tedavide genel kurallar:
     1 - Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
     2 - Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. Bunların içindeki yağlı kısım, deriyle direkt olarak temas etmiyor.
     3 - Temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan A, E, F vitaminleri ve atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye, mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir.
     4 - Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır.
     5 - Akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur.
     6 - Bir estetik uzmanı, akne sorununuzu 2 - 3 ayda çözebilir. Uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. Günümüzde, ilaçların içerdiği retin - A gibi temel aktif maddelerin oranının düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi, mükemmel sonuç elde edilmekte.
     
     Tahrişe karşı önlem alın
     Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir.
     1 - Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. Dolayısıyla, makyajın, en geç 10 - 12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur.
     2 - Mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir.
     3 - Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek kozmetikler.
     4 - Tahrişe yol açma açısından, bitki özleri ya da doğal maddeler içeren kozmetikler, sentetik olanlardan daha güvenli değil.
     5 - Dermatolojik olarak test edilmiş kozmetiklerin cilt tarafından kabul edilmeme olasılığı daha az. Gene de, cildiniz hassassa dikkatli olun.
     6 -Kozmetik kullanırken, tahrişin çeşitli faktörlere bağlı olduğunu unutmayın. İşte bunlardan bazıları: Temas türü (Örneğin, şampuanın deriyle temas ettiği süre, deodorantınkinden daha azdır); temas noktası (Göz çevresi gibi bazı bölgeler, daha hassastır); PH değeri (Cilde uygun olanlar, asit özellik taşıyanlardır); uçma (Bazı kozmetikler, havayla temas ettikten sonra bozulup cildi tahriş edebilir).


Geri       -        Anasayfa