|
Düşük
kemik kitlesi ve kemiğin mikrimimari yapısının bozulması
sonucu kemik krılıganlığı ve kırılganlığa yatkınlıkta
artışla karekterize, en sık görüleen metabolik kemik hastalığıdır.
Son zamanlarda
oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun en önemli sebepleri
teknolojinin bizlere sağladığı imkanlarla daha kolay ve
sedanter yaşam sürerken ortalama insan ömrünün de uzamasıdır.
Genelde orta ve ileri yaş, postmenapozal kadın hastalığı
olan osteoporozla her geçen yıl daha çok insan yüzyüze
gelmektedir.
Sınıflama
Osteoporozu; açık
olarak tanımlanabilen bir etyolojik faktörün var olup olmamasına
göre primer ve sekonder osteoporoz olarak sınıflandı-rabiliriz.
Bu sınıflama klinik olarak yararlıdır. Çünkü osteoporozun
sekonder bir nedeninin tanımlanması spesifik tedavisini mümkün
kılacaktır.
1- Tip I
Osteoporoz (Postmenapozal O.P.)
2- Tip II
Osteoporoz (Senil O.P.)
3- Jüvenil
Osteoporoz olarak üçe ayrılır.
Tip I ve Tip II
Osteporoz arasında yaş, seks, kemiğin tutulma yeri, kemik kırıklarının
özellikleri, kemik kaybınm hızı, olayın fizyopatolojik özellikleri
açısından farklılıklar vardır. Tip I O.P. da kortikal kemiğin
rölatifkorunması ile belirgin trabeküler kemik kaybı vardır,
îlişkili ol kırık tüm vertebralar ve Colles kırığıdır.
Tip II O.P. da ise kortikal kemik kaybı ön plandadır, îlişkili
olduğu kırk kalça kırığıdır.
Sekonder
Osteoporoz nedenleri arasında en sık karşılaşılanları
tirsek; Hiperkortikolizm, hipogonadizm, hipertiroidizm,
antikonvulsanlar, malabsorbsiyon, romatoid artrit..
Risk Faktörleri
ve Korunma
Aşağıdaki
durumların varlığında osteoporoz riski artmaktadır.
A- Yapısal
ve genetik faktörler
l -Yaşlanma
2- Düşük
kemik kitlesi
3- Dişi
cinsiyet
4- Beyaz ırk
5- Annede
osteoporoz varlığı
6- Erken
menapoz
7- Narin-ince vücut
yapışı.
B- Yaşam
biçimi ve beslenme:
l - inaktif ve
sedanter yaşam
2- Kalsiyum ve
D vitamininden fakir diyet
3-Alkol kullanımı
4- Sigara
kullanımı.
C- Tıbbi
durumlar:
l - Kullanılan
ilaçlar (kortizon, metotreksat gibi)
2- İmmobilizasyon
3-Amenore
D- Düşmeye
yönelik kişisel ve çevresel risk/faktörleri:
1-Dengenin ve
normal yürümenin bozulması
2- Sedatif
kullanımı
3- Kas zayıflığı
4- Kognitif
bozukluklar. Bu risk faktörleri içinde yaşam biçimi ve
beslenme özelliklerin! inceleyecek olursak;
İnaktif ve
Sedanter Yaşam:
Fiziksel
aktivite doruk kemik mineral dansitesinin önemli
belirleyicilerinden biridir, inaktif ve sedanter yaşam sürdürenlerde
kemik mineral yoğunluğu ve aktif kas desteği azalmaktadır.
Atlama ve zıplama içeren fiziksel aktiviteler büyük bir
osteojenik potansiyele sahiptir. Egzersizlerin özelliği
iskelete dik olarak yük bindirici olmalıdır. Yüzme ve
bisiklete binme gibi aktiviteler iskelete yük bindirme etkileri
az olmakla beraber kemik yoğunluğuna olumlu etkileri vardır.
Bunun yanında çok aşırı sportif aktiviteler kemik mineral
yoğunluğunu olumsuz etkiler (özellikle kadınlarda amenore ve
düşük kiloya yol açması nedeniyle).
Kalsiyum ve
D vitamini
Büyüme sırasında
yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmazsa iskelet yapımının
doruk noktaya ulaşamayacağı aşikardır. Kalsiyum ihtiyacı
sadece büyüme sırasında değil tüm yaşam boyunca devam
eder.
Optimal
Kalsiyum (ca) ihtiyacı (günlük)
1- infantlarda
0-6 ay: 400 mg / 6 ay-1 yaş: 600 mg
2- Çocuklarda
1-5 yaş: 800 mg / 6-10 yaş: 800-1200 mg
3- Adolesan -
genç erişkinlerde 11-24 yaş: 1200-1500 mg
4- Erkek 25-65
yaş: 1000 mg / 65 yaş üzeri: 1500 mg
5- Kadm25-50 yaş:
1000 mg / 50 yaş üzeri ve Östrojen alan: 1000 mg
/ Östrojen
almayan: 1500 mg / 65 yaş üzeri ve gebelik laktasyon dönemin-de:
1200 mg
Optimal
kalsiyumun diyetle alınması tercih edilmelidir. Gıdalardaki
kalsiyumun biyoyararlanımı %30 civarında olmaktadır. Başlıca
kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Ayrıca koyu yeşil
yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, baklagiller, fındık,
pekmez, tahin ve küçük balıklar kalsiyumdan zengin gıdalardır.
Günlük kalsiyum ihtiyacı gıdalarla karşılanamıyorsa
kalsiyum tuzları şeklinde ilave kalsiyum kullanılmalıdır.
Alkol Kullanımı;
Alkol, kalsiyum
dengesini sağlayan hormonları etkiler, kemik yapımını azaltır
ve osteopeni oluşturur. Alkol sitokrom P 450 enzimini indükleyerek
25 (OH) vit. D nin karaciğerde yıkımını artırmaktadır.
Ayrıca hipogonadizm, hiperkortikolizm, metabolik asidoz ve
ileri dönemlerde karaciğer sirozuna yol açarak osteopeni oluşturur.
Yetersiz kalsiyum alımı (yanlış beslenme) ve kalsiyum
e-miliminin bozulması da söz konusudur. Aşın alkol tüketimi
hem kadın hem de erkekte kemik yoğunluğunu azaltmakla
birlikte düşme riskin! de artırdığı için ayrı bir risk
faktörü olarak görülmektedir. Sosyal alkol tüketiminin
kemik yoğunluğu üzerindeki etkileri çok net değil ise de çoğu
veri yoğunluğu azalttığı yönündedir.
Sigara
Kullanımı
Bir çok araştırma
sigara içme alışkanlığı ile osteporotik kırık riski ve sıklığı
arasında paralel bir ilişkiyi göstermiştir. Bunun nedenleri
arasında nikotin ve diğer toksik maddelerin karaciğerde
sitokrom P 450 enzimini indüklemesi yanında sigaranın antiöstrojen
etkileri de yer almaktadır. Sigara içenlerde kalsiyum
emiliminde azalma gösterilmiştir. Sigara içenler genellikle
zayıftır ve daha erken menapoza girerler. Sigara içen kadınlarda
osteoporoza bağlı kırıklar 1,5-2,5 kat daha fazladır. Yapılan
bir araştırmada erkeklerde l yıl sigara içiminin kalça kırık
riskini % l artırdığı gösterilmiştir.
Klinik
Bulgular
Osteoporozda
semptomların ortaya çıkmasından önce tıpkı
hipertansiyonda olduğu gibi uzun, sessiz bir dönem vardır.
Bulgular kemikte oluşan mikro yada makro fraktürler sebebiyle
ortaya çıkar. Ağrı, fonksiyonel kısıtlanma, boy kısalması
dorsal kifozun artışı ve deriye yakın kemiklerde presyonla
hassasiyet başlıca bulgulardır. Bir kez vertebra cisminde kırık
oluştuğunda normal anatominin sağlanması mümkün değildir.
Genellikle beklenen sonuç aynı vertebranm yeniden kırılması
ve şekil bakımından daha da bozulmasıdır. Dorsal bölgede
kifoz artarken lomber bölgede lordoz azalır.TANI
Tanı
Klinik bulguların
değerlendirilmesi, risk faktörlerine sahip kişilerin
betirlenmesi ve laboratuvar bulgularına dayanır. Bugün için
osteoporoz tanışı ve tedavisinin takibinde en yaygın kullanılan
test DEXA (Dual enerji X-ray Absorbiyometre)
Dünya
Sağlık Örgütünce kabul edilen Kemik Mineral Yoğunluğu ölçümlerine göre tanımlar.
Normal:
Genç erişkine
göre kemik mineral yoğunluğunun (KMY) l standart (SD) altında
olması.
Osteopeni:
Genç erişkine
göre KMY nin 1SD arasında olması
Osteoporoz:
Genç erişkine
göre KMY nin 2,5 SD' nin üzerinde olması
Yerleşmiş
Osteoporoz:
KMY nin -2,5 SD
nin üzerinde ve ek olarak bir veya daha fazla kırık olması.
Tedavi:
Tedavinin esasını
risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, fizik tedavi
rehabilitasyon ve medikal tedavi oluşturur. Amaç; kemik
mineral yoğunluğunun stabilize edilmesi ve artırılması, kırıkların
önlenmesi, iskelet rin deformitelerine bağlı belirtilerin
iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.
Dengeli
beslenme ( yeterli kalsiyum ve protein alımı), yeterli fizik
aktivite, aşırı alkol ve sigara kullanılmaması tedavide önemli
yol almamızı sağlar.
Hastalar ağır
yük kaldırmaktan kaçınmalı, yük taşırken de gövdeye yakın
olarak tutmalıdır. Çünkü öne eğilerek kaldırılan yük
bel bölgesinde kaldırılan ağırlığın 10-20 kat fazlası yüklenmeye
sebep olmaktadır. Kemik mineral dansitesinin devamlılığı ve
artması için iskelete yük bindirici egzersizler verilmelidir.
Ayrıca fleksiyon egzersizleri yapılmamalı, ekstansiyon
egzersizlerine ağırlık verilmelidir.
Akut ağrının
tedavisinde analjeziklerin yanında uygun pozisyonlama, yatak
istirahat! ve TENS, hot pack, infraruj gibi fizik tedavi
modaliteleri kullanılır.
Kronik ağrıda
kifotik postürün
düzeltilmesi için uygun ortez kullanılabilir. Fakat kas güçsüzlüğüne
yol açabileceği için kullanım süresi iyi ayarlanmalı ve
beraberinde sırt ekstansör güçlendirme egzersizleri
verilmelidir. Yine bu dönemde analjezik etkili fizik tedavi
modaliteleri kullanılabilir.
Medikal
tedavide kullanılan ilaçlar iki ana grupta toplayabiliriz.
I- Kemik
yıkımım azaltanlar:
1- HRT (östrojen-progesteron)
2- Antiöstrojen
(raloksifen)
3- Kalsitonin
4-
Bifosfanatlar
5- Kalsiyum
6- Vitamin D ve
deriveleri
7- Tiazid diüretikleri
II -Kemik
yapımını artıranlar:
l - Florid
2- Testesteron
3- Anabolik
steroidler
4- Parat hormon
Bu çok geniş
medikal tedavi seçeneklerinden hastanın yaşı, risk faktörleri,
kemik mineral yoğunluğu ölçüm sonuçları ve ülkemizin
sosyo ekonomik durumu da göz önüne alınarak (çünkü
uygulanan tedaviler genelde pahalı tedavilerdir.) Hasta için
en uygun kombinasyon yapılmalıdır. Bugün için tedavinin
birinci basamağında HRT, Alendronat, Vitamin D ve deriveleri,
Kalsiyum ve Raloksifen görünmektedir. ikinci basamakta
Kalsitonin ve Etidronat, üçüncü basamakta diğer tedavi seçenekleri
yer almaktadır.
Uz.
Dr. Mustafa Yelkovan
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
70.Yıl İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
|