|
Nöronlar,
ya beyinden ve omurilikten oluşmuş MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ’ne
yada merkezi sinir sistemi ile almaçlar ve tepki organları
arasındaki periferik sinir sistemine aittir.
Nöronları
3 büyük grup altında toplayabiliriz.
1)
DUYU NÖRONLAR(Getirici nöronlar): İmpulsları duyu organlarından
beyine ve omuriliğe iletirler.
2)
MOTORİK NÖRONLAR (Götürücü sinirler): İmpulsları
beyinden ve omurilikten kaslara ya da tepki organlarına
iletirler.
3)
ANA NÖRONLAR: Merkezi sinir sistemi içerisinde bulunurlar.İki
nöron arasında bağlantı kurarlar.
Bu
nöron tipları arasındaki ilişki arasında verilen örnleklerle
açıklanabilir.Eğer elimizi sıcak bir sobaya uzatırsak, deri
içersindeki almaçlar uyarılır ve nöronlarda impuls oluşur.Bu
impulslar beynin hipofiz bölümünde değerlendirilir ve hemen
ardından motorik nöronlar aracılığı ile belirli kaslar
uyarılır Neticede elin hızla sobadan çekilmesi gerçekleşir.Kasılan
kasların gevşemesi için impulsların önlenmesi
gerekmektedir.Omurilik içersinde motor nöronlarda yaptıkları
sinapslarda impulsların geçmesini önleyici bazı maddeleri
(inhibitor madde) salgılayan nöronların varlığı
bilinmektedir. Bu örnekteki uyarı ve tepkime basit bir omurilik
refleksidir. Uyarılma ile tepki arasında geçen zamana REFLEKS
SÜRESİ (TEPKİME ZAMANI); mpulsun geçtiği sinir yoluna da
‘’REFLEKS YAYI’’ denir.
Refleskler,uyarıya
her zaman belirli şekilde cevap verilmesiyle oluşur. Uyarı
yorumlanmaz, daha doğrusu onun niteliği hakkında bilgi sahibi
olunmaz. Çünkü bir cevabın oluşması için, uyarının oluşturulduğu
impulsun beyindeki herhangi bir merkezden geçmesi gerekmez. Ama
impulslar ara nöronlarla beyne iletilirse,kortekste değerlendirilmeye
alınır ve uyarının niteliği anlaşılır ve istem içinde
nasıl hareket edileceğine karar verilir. Örneğin bir uyarıda
kolumuzu birden çekeriz yada tehlikede ise bazı organların
tahrip olmasını göze alarak vücudumuzu kurtarmak için geri
çekmeyiz. Bu önceliğe karar veren beynin korteks bölgesidir.
Omurilikte
ve beyinde birçok refleks çeşidi vardır. Bunların birçoğu
istemimiz dışındadır. Gözbebeğinin küçülüp büyümesi,
göz
kapaklarının kapanması, diz kapağının altına vurulduğunda
bacağın ileriye doğru hareketi, öksürme,aksırma,gülme,kızarma,ter
bezlerinin işlevleri bunlardan birkaçıdır.
Bazı
refleksler bireylerin bireyin özel eğitimiyle kazanılır.Bu tür
reflekslere ‘Koşullu refleks’ adı verilir.Bu tip refleks
ilk kez 20. yüzyılın başlarında Rus fizyolog Palov tarafından,mide
salgısı üzerinde gösterildi.Yaptığı deneyde zil sesiyle
beraber bir köpeği besledi.Başlangıçta zil sesi ile
sindirim salgısı arasında herhangi bir ilişki olmamasına
karşın,daha sona yemeklerin kokusu ve zil sesi arasında bir
ilişki kurularak,zil çaldığında mide öz suyu salgılanmayı
başladığı görülür.Karşımızda limon yendiğinde ,ağzımızın
sulanması gibi.
Koşullu
refleks bir çeşit kalıtsal refleksle birleşmiştir. Kalıtsal
güçlü reflekslerin koşullandırılması çok zordur. Zayıf
refleksler koşullandırılmaya daha uygundur. Koşullu
refleksler zamanla ortadan kalkma eğilimindedir. Çocukların eğitiminde,
hayvanların terbiye edilmesinde ve bazı deneylerin yapılmasıda
kosullandırılmış reflekslerin önemi büyüktür.
Refleksleri
3 grup altında toplamak mümkündür.
1.Basit
refleks: Göz kapağının kırpılması
2.Koordine
edilmiş refleks: Birçok kas ve bez belirli bir düzen içerisinde;hatta
belirli bir zaman sürecinde tepkinin doğmasına neden olur. İçgüdü
olarak tanımladığımız davranış şekli,gerçekte evrimsel
olarak programlanmış bir dizi refleksin, kalıtsal olarak işlev
görmesinden başka birşey değildir.
3.
Anormal refleks: Striknin gibi maddelerle zehirlenmelerde, tüm
kaslar ya da büyük bir kısmı düzensiz olarak kasılır.
|